Elif Şafak Sözleri

Sayfa Konusu: Elif Şafak Sözleri, Elif Şafak’ın Sözleri, Elif Şafak En Güzel Sözleri, Elif Şafak Sevgi Sözleri, Elif Şafak Aşk Sözleri, Elif Şafak Sözleri Kısa

Bu yazımızda en çok okunan ve kitapları sevilen yazarımız Elif Şafak sözleri içeren bir sayfa oluşturduk. Elif Şafak’ın aşk üzerine söylemiş olduğu sözler çoğu kişi tarafından bilinir. Sizler için en güzel Elif Şafak sözlerini derlemeye çalıştık.

Reklamlar

Elif Şafak Sözleri

Ne kadar az bilirsen bilmek istediğin şeyleri, o kadar az incelir ruhun, incinir kalbin. O kadar az kanarsın, o kadar az yaralanırsın.

Şarkı üç dakika yirmi saniye ama tekrar tekrar çalınırsa sonsuza kadar sürebilir.

Bir silgi gibi tükendim ben; Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım. Mürekkeple yazmışlar oysa. Ben kurşunkalem silgisiydim azaldığımla kaldım.

Yaşadığın hayatı sevmek için bir nedenin yoksa seviyormuş gibi yapma.

Değiştin diyorlar. Hayır! Kabul etmiyorum. Ben kademe atladım sadece, artık uzun uzun susabiliyorum.

Kadınlar ilk çocuklarını doğurduktan sonra kendi çocukluklarının yükünü taşımayı bırakırlar.

Pek güzeldin, pek latiftin. Börek olsan seni yerdim. Az soğanlı, bol etliydin. Lafa daldım, dibin tuttu. Gönül bu, hemen unuttu.

Sen, sen ol kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir, âşık dilsiz olur.

Hakikat ise beli bükülmüş, dişleri dökülmüş, kamburu çıkmış bir acuze. Kolay kolay suratına bakamazsın.

Tebeşirle çizilmiş bir seksek oyunu kadar uçucu bir çizgisi vardır hayatın. Farkında olmadan basıyorsun çizgiye. Kızıyorlar anında yandın diye atılıyorsun oyun dışına.

İçimin tünellerine girer girmez bir fener alıyorum elime. Buralar çok karışık, kaç defa geldim ama gene de hep kayboluyorum.

Beni dindar biri olarak saymışsın, hâlbuki değilim. Dindar olmakla inançlı olmak aynı şey değil!

Aşıklar kibirli olur demiş şair. “Sevdiklerini fethedilmiş bir kale gibi görmeye kalkarlar.” bense hayat boyu susmaya razıyım, o kibri gözlerinde görmektense.

En zoru da; yüreğinde söyleyemeyeceğin sözlerin kalmasıdır.

Susuyorum konuşmam gereken yerlerde; dilimi tutamıyorum ne zaman susmam gerekse. Anlatacak çok şeyim olsa da, emin değilim anlaşılmak istediğimden.

Kelime cömerdi duygu cimrisi bugünün insanı… Konuşmaya gelince açıyor ağzını, duygulanmaya gelince tutuyor kendini.

Zira her ne kadar başkaları aksini iddia etse de aşk dediğin bugün var, yarın yok cici bir histen ibaret değildir.

Reklamlar

Kişi sevdiğini Allah’a emanet ederse, onu bir daha görmeden ölmezmiş öyleyse Allah’a emanet ol.

Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son defa.

Ya aşkı öğret bana ya da aşkın yokluğuna üzülmemeyi.

Özür dilemek de bir bağımlılık olabilir, yerli yersiz durmadan etrafındakilere kusura bakmayın dedikçe, bakılacak kusurları artar insanın.

Aşk kahve gibidir, her ne kadar sabır ve özen gösterirsen tadı o kadar güzel olur.

Bir insana sırrınızı verdiğinizde, özgürlüğünüzü de verirsiniz.

Her zaman kolay kolay itiraf edemesek de bunu kendi kendimize, hep öteleri düşleyen, öte yer ararken en yakınlarındakileri mutsuz eden bizler, ben.

Aşk diye bir şey yaşıyorum ne tek taraflı demeye dilim var, ne de karşılıklı olduğuna ispatım.

Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin.

Şu hayatta insan en çok sevdiklerini acıtır. En derin yaralar ailede açılır, kabuk tutsa bile kanar hikâye, içten içe.

Uzaklaşırsın; yol seni nereye götürürse… Yazı seni nereye sürüklerse… Burnunda bir sızı… Ne de olsa her yolculuk geri dönememe ihtimalini taşır bağrında.

Ne kadar silersen sil ya yırtılır defterin. Ya da izi kalır cümlelerin.

Aynalar şehrine geldim çünkü benim hikâyemin önünü, benden evvel kaleme alınmış bir başka hikâye tıkıyor.

Bazen, hakikat bütün çirkinliği ve çirkefiyle karşıma dikildiğinde akıbetimi allayıp pullamak, süsleyip püslemek gelmiyor içimden. Böyle zamanlarda gözlerimi kapatıp, usulca arkama yaslanıyorum ve küfre özenen kelimelerin dişlerimin arasında bıraktığı o kekremsi tatla oyalanıyorum.

Ey kendisinde kaybolmuş kişi; Bilmezsin, bedenin sana mezar olmuş, nefsini tanımadıkça, nefsin seni gömer olmuş!

Reklamlar

En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.

Dostların arasında olmak çöl ortasında kendini yemyeşil bir vahada bulmak gibidir. Kuruyan dilin suya doyar, daralan yüreğin ferahlar, içindeki karamsarlık sisi perde perde kalkar.

Önce yüzlerini unuturuz sevdiklerimizin. En çok yüzümüzün unutulmasından endişe ettiğimiz halde.

Derler ki, aşk da unutulurmuş her şey gibi. Hem de yaşanıp bittikten, soğuyup küllendikten sonra değil, tam da doludizgin devam ederken unutulurmuş aşk.

Elmas bir gözdür yürek. Ve çizilmeye görsün bir kere, artık hep sedefsi bir yırtıkla bakacaktır cümle âleme.

Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milat demektir, şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir.

Birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir. O kadar çok değişmelisin ki sen, sen olmaktan çıkmalısın.

Yabancı: “isminin bir ya da birçok bölümü gölgede kalan insandır.”

Geçmiş, zihinlerimizi kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

Bedenlerimizi şekle sokmak için ne çok uğraş veriyoruz. Hâlbuki beyinlerimizi, düşünce ve algılarımızı geliştirmek için çabamız ne kadar az!

İnanç aşk gibidir, ispat istemez. Mantıksal bir açıklama beklemez. Ya vardır ya da yok.

Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir.

Her ayna anahtarını kaybetmiş bir kapıdır. Açılır Diyar-ı Esrar’a. Olur da fazla bakarsan aynaya, aralanıverir kapı, kaybolursun sonsuzlukta.

İnsanın doğası böyle işte, en çok nefret ettiklerimiz en fazla sevdiklerimiz oluyor hep.

Günler günleri kovalıyor. Günler günleri aynen tekrarlıyor. Yoruluyorlar. Yaşamaktan değil, yaşayamamaktan yoruluyorlar.

Rüzgârla gelmedim, demişti şems ki; rüzgarla gideyim senin hayatından…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir