Dücane Cündioğlu Sözleri

Dücane Cündioğlu Sözleri

Dücane Cündioğlu’nun çalışmaları, dinî bilimler, felsefe, teoloji, psikoloji, tasavvuf, tarih, edebiyat, sanat, mimarlık ve sinema gibi çeşitli alanları kapsamaktadır. Bu disiplinlerdeki denemelerini kitaplaştırarak okuyucularıyla paylaşmıştır .​

Eserleri arasında “Âkif’e Dâir”, “Bir Kur’an Şairi”, “Bir Mabed Bekçisi”, “Cenab-ı Aşk”, “Daire’ye Dair”, “Düşünce Düşlenir”, “Felsefe’nin Türkçesi”, “Göz İzi”, “Hakikat ve Hurafe”, “Hz. İnsan” ve “Ölümün Dört Rengi” gibi kitaplar bulunmaktadır .​

Cündioğlu, geleneksel dini bilimleri modern eleştirel yaklaşımlarla yorumlamış ve Türk düşünce dünyasında özgün bir yer edinmiştir .​

Dücane Cündioğlu Sözleri Özlü

* Masumiyet senin kârın değil. Sen insansın!

* Ol mahiler derya içredirler, deryayı bilmezler.

* Üçünün de gözü kördür: talih’in, ölüm’ün, aşk’ın.

* Güçlü ol ama güçlü görünme, incitmek isterler seni.

* Kalbin dişisi erkeği olmaz. İnsan insanı insanda tanır.

* Ve derken eski bir sual yerini buldu: ‘Siz hiç öldünüz mü?’

* Şımardıysan, artık başka bir düşmana ihtiyacın kalmamış demektir.

* Yanlış biliyorsun ey talib, kimse çok sevdiği kişiye içini dökemez.

* Yarın ölecekmiş gibi sevmeyi bilmiyorsan, hiç sevmemişsin demektir.

* İnsanların en çok korktuğu şey belirsizliktir, özellikle aptalların.

* Ne yapalım yani, bu dünyanın gerçekleri varsa bizim de hayallerimiz var.

* Sözcük hazinemiz ne kadar zenginse, düşüncelerimiz de o kadar zengindir.

* Öğrenilmiş hakikatlerin, hakikat olup olmadığından kuşku duymaktır irfan.

* İnsan ifade özgürlüğü sayesinde değil, irade özgürlüğü sayesinde insandır.

* Modern hayat insanı hakikat ummanından hayretlere garkolmaktan alıkoyuyor.

* Düşünme sahicilik kazandığında, ilk iş olarak, var olandan şikayet etmeyi bırakır.

* Değişmez yasadır, sloganlar ve klişeler güçlendikçe zeka geriler, değerler aşınır.

* Müslüman, Rabbinin sözlerini eğip büker mi? Müslüman, kendisine hak gelmişken hakkı gizler mi?

  Dücane Cündioğlu Sözleri

* Söylemek , zor iş söylemek.Kişinin söylemediğinde ölebileceği şeyleri yoksa ,söylemese de olur.

* Ne zaman okumak için elime bir kitap alsam tüm sıkıntılarım birazdan sona erecekmiş gibi gelir.

* Aşk vücudu baki kılmak için çırpınanların değil, vücudu fani kılmak için çabalayanların mesleği.

* Çoğu kimse düşünmek ile düşlemem arasındaki ince ayrımları önemsemeksizin bu sözcükleri kullanır.

* İçtenlik ile nezaket birleşmedikçe zarafet, yetenek ile çaba birleşmedikçe marifet meydana gelmez.

* Öyle ya, aşk almadan vermenin, verdikçe Yücelmenin, yaşamak için vermeyi ibadet bilmenin adı değil mi?

* Yeme-içme orucu tutmak kolay, fakat kibir hased, nefret, intikam, öfke ve şiddet orucu tutmak çok zor.

* Abdal yaptığı kötülükten, yapmadığı iyilikten pişman olur, aptal’sa yaptığı iyilikten, yapmadığı kötülükten.

* Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın.

* İnsan olarak doğdum. Sonra Türk oldum. Sonra Müslüman. En son, ölmeden önce, yine insan olmak için çabalıyorum.

* Kelebeğin mumun ateşinde yanması yanmayı beceremeyenler için bir teselli kaynağı değildir, sadece imrenilesidir.

* Bir şehrin kaderini sadece yönetenlerin ufku ve kalitesi değil, yönetilenlerin kültür ve eğitim düzeyi de belirler.

* Tarafsızlık bir düş, dürüstlük ise bir görevdir. Belki tarafsız olamayız ama entelektüel açıdan pekala dürüst olabiliriz.

* Ne garip değil mi, insanoğlunun kendini özleyebilmesi için ayrı kalması yetmiyor, ayrı kaldığını fark etmesi de gerekiyor!

* İktidara yürüyüş yürek (samimiyet) ile olur… İktidarda kalış akıl (itidal) ile…İktidardan düşüş küstahlık (kibir) ile..

* İdrakine varılmamış bir yalnızlık hakkında konuşabilirsin ama yalnızlığının idrakine varırsan sükut etmekten başka çaren kalmaz.

  Dücane Cündioğlu Sözleri

* Ülke mahkeme salonu gibi, kimse eleştirmiyor; suçluyor (itham), açıklamıyor; savunuyor (müdafaa), tartışmıyor; yargılıyor (infaz).

* Ömrüm ‘memleket yıkılıyor’ teranesini dinlemekle geçti, memleket filan yıkılmadı ama nedense yıkılan hep memleketin çocukları oldu.

* Bazı fiillerin her iki hali de güzeldir: sevmek-sevilmek hatırlamak-hatırlanmak bağışlamak-bağışlanmak güç olan ilkiyle yetinmektir.

* Hayatta iki tür sıkıntı vardır: geçim sıkıntısı ve can sıkıntısı. İlacı ise kendini eyguzelsozler.com meşgul etmen, ilkinde bedenen, ikincisinde ruhen.

* Siyasette esas olan iknadır, hukukta isbat, felsefede hakikat. İsbat karşısında iknanın, hakikat karşısında isbatın bir değeri yoktur!

* Toplumsal yaşamın en yıkıcı yanlarından biri, samimiyet ile riyakarlığı, zeka ile kurnazlığı, dürüstlük ile kabalığı ayırma güçlüğüdür.

* Değerinin kaynağı hangisi? Şöhret: Halkın sana verdiği değer. İtibar: Seçkinlerin sana verdiği değer. Haysiyet: Senin sana verdiğin değer.

* Madenleri tanımıyorlar, bitkileri tanımıyorlar, hayvanları tanımıyorlar, insanı tanımıyorlar, güya Tanrı’yı tanıyorlar. Fiziksiz metafizik.

* Bütün mücadelemiz kendimizi aramaktır, kendimizi aramakladır. Kendini bulanlar, kendini bilenler, kendine kavuşanlar ne yazık ki azınlıktadır.

* Rejim’in zorla ve yasaları kullanarak açtıramadığı başlar, bu sefer bazı din adamlarının ya da bağlılarının marifetiyle açtırılmak isteniyordu.

* Günümüz insanı için sadece ‘bilmiyor’ diyemeyiz; o artık bilmeyi de istemiyor. Hal böyle olunca, bu isteksiz insan, bilmediğini bilmek ister mi!

* Yalnızlık… ayrılığın yitimi… âdeta vuslat… kişinin kendisine kavuşması… ışkın ve aşkın ta kendisi… bir tür cinnet sayılması da bundan..

* Bir varmış bir yokmuş. Masal gibi sanki. Hem lâ hem illâ imiş Hakikat. Önce yok demeyi bilmekmiş Edeb. Anladım bezm-i elestin sırrını. Benim ilk günahımmış illâ, Lâ benim son günahım!

  Dücane Cündioğlu Sözleri

* Dünya insana kendini unutturur; insan kendisini fark ettiğinde ise dünyayı unutur. Çünkü insan nisyanla maluldür. Fakat umumiyetle kendisini unutur. Dünyaya dalar ve kendisini unuttuğu için başkalarına koşar.

* Orucun Arapçası savm ve siyam’dır ve her iki kelimenin anlamı da ‘tutmak’tır. Nefsi tutmaktır, tutulması gereken ne varsa, ondan: yiyecekten, içecekten, şehvetten, öfkeden, kinden, nefretten, hasedden, sevgisizlikten, hayvanlıktan…

* Ulaşmak değil, yolda olmaktır hazların en büyüğü. Hakikati avuçlamak değil, ona yaklaşmak, zaman zaman değmek, ama bir ömür boyu hakikatin cemalini bir tülün arkasından seyredecek noktada olmak, işte bitimsiz bir arayışın yegane ödülü bu!

* Bil ki ey talib, insan kendisiyle yüzleşmek istemez! Toplumlar da öyle. Gaflet sıcak mı sıcak ana kucağıdır bilincin. Haydi kapa gözlerini! Düş içinde düş gör! Ve fakat sakın düşünü kimseye anlatma! Allah korusun, belki bir nazar değer sana!

* Kötülük düşünülerek yapılır, iyilik hissedilerek. Dolayısıyla iyilik anidir, o, bir anda hissedilir, duyulur ve o an içinde harekete geçer. Kötülük ise böyle değildir; zaman ister, hesap ister, bir süreç içinde vuku bulmak ister. O halde iyilik bir anda, kötülük ise bir süreç içerisinde gerçekleşen eylemin adıdır.

* Çatışma bitmeyecek, çünkü dindarlar kadar günahkârlar da, dinciler kadar dinsizler de mükemmelci. Mükemmeliyetçi. Baksanıza, hiçbiri kusurlarımızı hoş görmüyor. Bizim kusurlarımızı. İnsanın kusurlarını. Karşıtlarının kusurunu. Sanki her biri bir tanrı. Mini minnacık. Etten kemikten yapılmış olduklarını unutan hatasız, kusursuz, eksiksiz birer tanrı. Tekemmül etmiş tanrıcıklar. Hem de her yerde. Seçilmeden önce, seçilirken, seçildikten sonra. Tanrıcıklar.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.