Gustave Flaubert Sözleri

Gustave Flaubert, Fransız edebiyatının soğukkanlı ama derin bir gözlemcisi olarak, insan ruhunun çelişkilerini en yalın ve en sarsıcı biçimde dile getiren yazarlardan biridir. Onun için yazarlık yalnızca bir meslek değil, neredeyse kutsal bir görevdi. Saatlerce tek bir cümle üzerinde çalışması, sanatına gösterdiği bağlılığın bir göstergesidir.
Madame Bovary’de sıradan bir taşra kadınının hayallerle gerçekler arasındaki trajik çırpınışlarını anlatırken, aslında bütün bir insanlığın hayal kırıklıklarını gözler önüne sermiştir. Flaubert’in dili, duygulardan arınmış gibi görünen ama aslında gizli bir acının izlerini taşıyan keskin bir aynadır. Onu eşsiz kılan, sıradan yaşamların bile ardında büyük hikâyeler olduğunu gösterebilmesidir.
Gustave Flaubert Sözleri Kısa
* Başarı amaç değil bir sonuçtur.
* Umutsuzluk, kendini bile sevmemektedir.
* Deha tanrı vergisidir, ama yetenek bizimdir.
* Deha Buffon’a göre yalnız uzun sabır ve çalışmadır.
* Sanat, sabırla işlenmiş bir yalnızlıktır.” (Mektuplar)
* Niçin gökyüzü böylesine saf ve berrakken yeryüzü böylesine rezil?
* Kalbimin içindeki tam bir kaostu, devasa bir uğultuydu, bir delilikti.
* Salammbô, bir şehri değil, ruhları fetheden bir kraliçeydi.” (Salammbô)
* Gençliğin hayalleri, çoğu kez yaşlılığın pişmanlıklarıdır.” (Duygusal Eğitim)
* İnsan her şeyden önce kendisi için yazmalıdır, iyi yazmanın biricik yolu budur.
* Büyük yaradılışlar her şeyden önce müsrif insanlardır; kendilerini kolay harcarlar.
* Eğer acılarımız en azından birinin işine yarasaydı, özveride bulunduk diye avunurduk.
* Sanat, gerçeği çıplak bırakmak değil, onu en doğru kelimelerle giydirmektir.” (Mektuplar)
* Julien, merhameti öğrendiği gün, hayatının bütün savaşlarını geride bıraktı.” (Üç Hikâye)
* Gelecek denilen şey, sonundaki kapısı sımsıkı kapalı olan, karanlık bir geçitti yalnızca.
* Salammbô’nun güzelliği, savaşlardan daha güçlüydü; çünkü o, ruhları fethederdi.” (Salammbô)
* Frédéric’in hikâyesi, bir ömrün boşuna umutlarla tüketilebileceğini gösterir.” (Duygusal Eğitim)
* İnsanın kalbi, sürekli arar ama asla bulmaz; çünkü aranan şey, aslında kendisidir.” (Madame Bovary)
* Julien’in hikâyesi, insana şunu öğretir: Acımasızlık kolaydır, merhamet cesaret ister.” (Üç Hikâye)
* Kinini azaltmak için harcadığı bütün çabalar onları daha da çoğaltmaktan başka bir şeye yaramıyordu.
* İnsanın kalbi, sürekli başka bir şey arar; elindekini küçümser, ulaşamadığını yüceltir.” (Mektuplar)
* Emma, mutsuzluğunu başkalarında değil, kendi hayallerinin imkânsızlığında bulmalıydı.” (Madame Bovary)
* İnsan, kendi hayallerinin kurbanıdır; onları büyütür, besler, sonunda altında ezilir.” (Duygusal Eğitim)
* Julien, bir canavardan bir azize dönüştü; çünkü insan, en büyük düşmanını kendi içinde yener.” (Üç Hikâye)
* Çocuklar gibi oyalanmak için, ya da tutkulu kimseler gibi bilgi edinmek için okumayın; yaşamak için okuyun.
* İnsanın ruhu, arzularını doyurdukça daha da aç kalır; çünkü arzu, doyumsuz bir varlıktır.” (Duygusal Eğitim)
* Emma, hep başka bir yerde olmayı istedi; fakat hayat, insana hep bulunduğu yerde ağır gelir.” (Madame Bovary)
* Julien, kendini öldürmeye adamışken, sonunda hayatı korumayı öğrendi. İşte gerçek dönüşüm buydu.” (Üç Hikâye)
* İnsan kalbi, doyumsuz bir okyanustur; ne kadar çok şey doldurulsa da, hep yeni bir boşluk doğar.” (Madame Bovary)
* İnsanın bütün hayatı, imkânsızı istemekle geçer; ve imkânsızı ararken mümkün olanı da yitirir.” (Duygusal Eğitim)
* İnsanın kalbi, doyumsuz bir kitap gibidir; sayfaları çevrilir, okunur, fakat sonuna asla ulaşılamaz.” (Mektuplar)
* İnsanın içindeki boşluğu dolduracak hiçbir şey yoktur; çünkü o boşluk, insanın kendisinin ta kendisidir.” (Mektuplar)
* Emma, gerçekleri reddettikçe daha da acı çekiyordu; çünkü hiçbir hayal, gerçeğin yokluğunu dolduramaz.” (Madame Bovary)
* Sanat, sonsuz bir mükemmellik arayışıdır; tamamlandığını sandığınız an, aslında eksikliğin başladığı andır.” (Mektuplar)
* Salammbô’nun varlığı, insanı hem büyüler hem de yok ederdi; çünkü ona yaklaşmak, bir ateşe yaklaşmak gibiydi.” (Salammbô)
* İnsanın ruhu, kendi çelişkileriyle beslenir; arzuyla korku, umutla hayal kırıklığı hep birlikte var olur.” (Madame Bovary)
* Gençliğin trajedisi, umutla dolu olmasıdır; çünkü umut, gerçekleştiği an bile insanı yarı yolda bırakır.” (Duygusal Eğitim)
* İnsanın hayatında en acı verici şey, en çok istediği şeyin bile gerçekleştiğinde onu tatmin etmemesidir.” (Duygusal Eğitim)
* Beni derinden etkileyen önemsiz şeyler var ve kızgın bir demirin izi gibi bunları hep saklayacağım, bayağı ve aptalca olsalar da.
* Sevdiğimiz kimseleri hor görmek bizi onlardan az çok uzaklaştırır. Mabutlara dokunmamak lazımdır, yoksa yaldızları elimizde kalır.
* Sanat, insanın kendi içindeki boşluğu doldurma çabasıdır; kelimeler, o boşluğu kapatmaya yetmez, ama ona biçim verir.” (Mektuplar)
* Julien’in ruhunda, acımasızlığın bile merhamete dönüştüğü bir an vardı. İşte o an, insanın gerçekten insan olduğu andı.” (Üç Hikâye)
* Salammbô’nun güzelliği, yalnızca gözle değil, ruhla hissedilirdi; o güzellik, insanın yüreğini hem yüceltir hem de parçalar.” (Salammbô)
* Emma, taşranın dar sokaklarında yürürken, gözlerinde hep Paris’in ışıklarını taşıyordu; ama o ışıklar, ona hiç ulaşmadı.” (Madame Bovary)
* Salammbô, bir kadın olmaktan çok bir semboldü; erişilmez olanın, kutsal olanın, insanı deliliğe sürükleyen güzelliğin sembolü.” (Salammbô)
* Frédéric, gençlik yıllarının boşluklarını düşündüğünde, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini değil, boşuna geçtiğini anladı.” (Duygusal Eğitim)
* Gerçek aşk, çoğu kez yaşanandan çok hayal eyguzelsozler.com edilendir. Çünkü hayallerin içinde kusur yoktur; gerçek ise her zaman kusurludur.” (Duygusal Eğitim)
* Ve üstelik, bütün bunların üstünde, herkesin kendi ucunu çekiştirdiği ve elinden geldiğince örtündüğü bir örtü var. Acı komedya! dehşet! dehşet!
* Emma, küçük mutlulukları küçümsedi; çünkü hep büyük hayallerin peşindeydi. Oysa hayat, küçük mutluluklardan başka bir şey sunmaz.” (Madame Bovary)
* Yaşayışı tepe penceresi kuzeye bakan bir samanlık gibi soğuktu; can sıkıntısı da o sinsi örümcek, karanlıkta yüreğinin her köşesinde ağını örüyordu.
* Gerçek mutluluk, insanların sandığı gibi coşkulu anlarda değil, daha çok sessizlikte, kabullenişte ve tutkuların tükenmesinde saklıdır.” (Üç Hikâye)
* Her insanın içinde, dışarıdan asla görünmeyen gizli bir uçurum vardır. O uçurum, bazen aşkla, bazen hırsla, bazen yalnızca boşlukla dolar.” (Mektuplar)
* Sanatçı, yalnızca kendini değil, bütün bir insanlığı yazmaya çalışır; çünkü kalemin ucunda yalnızca bireysel değil, evrensel bir ruh vardır.” (Mektuplar)
* Peki sen nesin sayın okur? Kimlerden sayıyorsun kendini? Aptallardan mı, yoksa delilerden mi? Öyle kibirlisin ki, seç birini deseler deli olmayı seçerdin.
* Mutluluk, çoğu zaman insanlar için yanlış yerde aranmış bir hayaldir; oysa gerçek huzur, basitliktedir, abartısız yaşamın dinginliğinde saklıdır.” (Üç Hikâye)
* Frédéric, hayatının sonunda, gençlikte hayranlık duyduğu şeylerin aslında ne kadar boş olduğunu gördü. Gençlik büyülenir, yaşlılıksa çözülür.” (Duygusal Eğitim)
* Vazife, büyük olanı hissetmek, güzel olanı candan sevmektir; yoksa toplumun sırtımıza yüklediği bayağılıkları ile birlikte bütün göreneklerini kabullenmek değildir.
* Frédéric, gençliğinin hayallerine baktığında, onları gerçekleştirmediği için değil, gerçekleştirmiş olsaydı bile yine tatmin olmayacağını bildiği için hüzünlendi.” (Duygusal Eğitim)
* Emma’nın gözlerinde, hiçbir zaman tatmin olmayan bir ruhun yorgunluğu vardı; çünkü o, hep başka bir yerde, başka bir zamanda, başka bir hayatta yaşamayı arzuluyordu.” (Madame Bovary)
* Başkalarının yaşamına katılma gereksinimi, onu kente inmeye itiyordu. Ama insanların hayvana benzeyen suratları, işliklerin gürültü patırtısı, konuşmaların kayıtsızlığı yüreğini donduruyordu.
* Emma, bütün hayatını, hayal ile gerçeğin arasındaki ince çizgide sürdürdü. Her yeni hevesi, onu biraz daha hayal kırıklığına sürükledi; çünkü gerçek dünya, düşlerin büyüklüğünü taşımaya hiçbir zaman muktedir değildi.” (Madame Bovary)
