Giovanni Papini Sözleri

Giovanni Papini, yalnızlığın ve içsel çatışmanın edebî biçime bürünmüş hâlidir. Floransa’nın geleneksel havasında büyümüş, ama bu geleneklere karşı daima sorgulayıcı ve asi kalmıştır. Kendini “kimseye benzemeyen bir adam” olarak tanımlar. Edebiyatta ve düşüncede farklı olanın, sarsıcı olanın peşinden gitmiştir. Onu İtalyan edebiyatında eşsiz kılan da budur.
Papini, genç yaşında felsefeye yönelmiş, büyük düşünürlerle içsel bir hesaplaşmaya girmiştir. Nietzsche’nin hayranı olmuş, Bergson’dan etkilenmiş, ancak zamanla bu düşünce sistemlerinin ona yetmediğini hissetmiştir. Kendine ait bir düşünce ve inanç düzeni kurma çabası, onun hem yazılarına hem de özel yaşamına damga vurmuştur. “Ben kendimi yıkmak için yazıyorum” demesi, onun hem yazar hem de bir ruh kazıcısı olarak ne denli derinlere inmeye çalıştığını gösterir.
Papini’nin en çarpıcı yönlerinden biri sürekli değişimidir. Kimi zaman Tanrı’ya kafa tutan bir nihilist, kimi zaman Tanrı’ya sığınan bir mümin olarak karşımıza çıkar. Bu dönüşüm, onun en ünlü eserlerinden biri olan *”Bir Adamın Hikâyesi”*nde açıkça görülür. Bu kitap, bir insanın kendini ararken kaybetmesinin ve yeniden bulmasının öyküsüdür.
1930’larda Katolikliğe yönelişiyle birlikte Papini’nin yazılarında bambaşka bir tını duyulmaya başlar. “Benim için Tanrı, fikir değil; bir kişiliktir” der. Bu, onun sadece Tanrı’yı değil, aynı zamanda kendini de yeniden anlamlandırma çabasıdır. Savaşın, acının, yalnızlığın ve inancın izlerini taşıyan metinleri, okuyucusunu hem rahatsız eder hem de büyüler.
Giovanni Papini Sözleri Kısa
* Karanlık, bazen en dürüst aynadır.
* Bazen inanç, düşüncenin intiharıdır.
* Zihnimle savaştım, ruhumla barıştım.
* İnanç, bilgiden değil; kırılmaktan doğar.
* Gerçek, kitaplarda değil; acıda saklıdır.
* Felsefe beni boğdu; edebiyatla soluklandım.
* Yalnızlık, büyük hakikatlerin habercisidir.
* Benim için yazmak, yaşamaktan daha gerçekti.
* Yazarken arınmak istedim; daha da kirlendim.
* Kelimeler bazen kanat olur, bazen de zincir.
* Ben Tanrı’ya inanmadım; O’na ihtiyaç duydum.
* Ruhumda delikler açan kelimelere minnettarım.
* Gerçek bir dönüşüm, inanç değil acı gerektirir.
* Ben her kitabı Tanrı’ya bir mektup gibi yazdım.
* Kendimi yıkmadan yeniden doğamayacağımı anladım.
* Ruhum, çağın hastalığına tutuldu: sonsuz arayış.
* Delilik, çoğu zaman düşüncenin doruk noktasıdır.
* Düşüncelerimden kaçtım, kalemim peşimi bırakmadı.
* Sahte olanla savaşırken, bazen kendimi de yıktım.
* Düşünmekten korkan bir toplumda, düşünen delidir.
* Dünyayı anlamaya çalıştıkça, içimdeki kaos büyüdü.
* Sözlerim yara gibidir; iyileştirirken sızlatırlar.
* Beni en çok susturanlar, en çok konuştuklarım oldu.
* Ben insanı değil, insandaki boşluğu yazmak istedim.
* Gerçeğin en çıplak hali, bazen bir satırda saklıdır.
* Karanlıktan korkmadım; içimdeki sessizlikten korktum.
* Yalnız kalmak istemedim ama anlaşılamamak daha ağırdı.
* İnsan, kendine en çok yabancılaşınca Tanrı’ya yaklaşır.
* İnsan, inandığına değil; inandığını yaşadığına dönüşür.
* Hakikati isteyenin önce kendi yalanını görmesi gerekir.
* Ben bir fikir manyağı değilim, fikirden doğmuş bir ruhum.
* İnançsızken daha samimiydim, inandığımda ise daha yaralı.
* Hayat, anlam arayışında kendini tüketenlerin cehennemidir.
* Papini, asla bir cevap olmadı; hep bir soru olarak yaşadı.
* Ruhumun aynası kırık; her yansıma beni başka biri yapıyor.
* Ne Tanrı’dan korktum ne şeytandan; en çok kendimden ürktüm.
* Yazmak, kendi iç sesimi duymak için kullandığım bir aynadır.
* Her okuduğum kitap, kendimi biraz daha kaybetmeme neden oldu.
* Düşünce özgürlüğü, en çok kendi zihnine başkaldırmakla başlar.
* En derin soruların cevabı bazen bir kelime değil, bir çığlıktır.
* Bambaşka bir yaşam düşlüyorum Ölmemek için öleceğim. (Kaçan Ayna)
* Tanrı’yı affettim, çünkü O beni asla terk etmedi, sadece suskundu.
* Ben hakikatin gölgesinde yaşadım; ışığı göremedim ama ona inandım.
* Tanrı’ya savaş açtım, çünkü O’nu çok seviyordum ama beni hep sustu.
* Hayal ettiğim dünyaya ulaşamadım, çünkü her düş bir kırılmayı doğurur.
* Kendimi anlamak için Tanrı’yı, Tanrı’yı anlamak için kendimi inceledim.
* Her insan, kendi içinde yenilmediği sürece gerçekten yenilmiş sayılmaz.
* Yaşam, kendi hikâyeni yazmaksa; ben başkalarının hikâyesinde figüran oldum.
* Şeytan’dan daha bağışlayıcı bir varlık hiç tanımadım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
* Ben Tanrı’yı aradım, insanlar benden uzaklaştı. İnsanları aradım, Tanrı sustu.
* Düşünmek bazen bir lanettir; ama düşünmeden yaşamak, ondan da büyük bir felakettir.
* Bana ne Tanrı’yı ne de şeytanı anlatabildiler; ikisini de kendim bulmak zorunda kaldım.
* İnanılmaz bir sezgi durumu yüzünden sakin hayatımı altüst eden bendim. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
* Çocukluğumdan beri kendimi, nedendir bilmem, korkunç derecede yalnız ve farklı hissettim.” (Gog)
* Eğer siz daha zeki olmazsanız, birbirimizi asla tam olarak anlayamayız. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
* Mükemmel varlığa özgü zannedilen her şey, gittikçe bütün ölümlülerin basit birer ayrıcalığı oluyor…
* Gülümsedi gibi geldi bana, ama insanlar hiçbir şey anlamadıkları zaman hep gülümserler…” (Kaçan Ayna)
* Tamamıyla güzel bir hayatın bana haram olduğunu düşünüyordum: Ben yalnız, ben aşksız, ben şanssızdım. (Bitik Adam)
* Ama iyice düşündüm. Dünyanın hiçbir yerinde, şu anda, erkek veya dişi, görmek istediğim, özlediğim kimse yok. (Gog)
* Her şeyi içinde barındırır ruh; geçmişin hatırasını da, başkalarından en çok saklananları da. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
* Sadece odamda değil bütün evrende, hiçliğin ortasında tamamen yalnızmışım gibi hissediyordum. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
* Yanlış bir gezegene gelmiş olmamdan korkuyorum. Burası bana çok dar geliyor. Benim için istediğim kadar yer yok. (Gog)
* Yüce ruhların dilinde uyku ahmaklığın ve hatanın, uyanış ise zaferin ve gerçekliğin eş anlamlısıdır. (Düşsel Konçerto Cilt 2)
* Kişiliğimizin öyle tarafları var ki, ötekilerin aleyhine fazla şişmekte, kangren olmaktadır. Manevi kanserler, fikir urları, günah ve fesat apandisitleri vardır…
* İnsanlığın acısı ikidir: Erkek için en güç şey düşünmek, kadın için en korkunç acı doğurmaktır.Amma ne düşünce ne de doğum makinesini icat ettik, belki de asla edemeyeceğiz…
* İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur;sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler. (Kaçan Ayna)
* Ben sıradan bir insanım, her ne pahasına olursa eyguzelsozler.com olsun sıradan olmayan bir hayat, kesinlikle sıra dışı bir hayat yaşamak isteyen korkunç derecede sıradan bir insanım. (Düşsel Konçerto Cilt 1)
* Bazı akşam, şehirlerde itişip kakışan insan sürülerinden nefretim beni o kadar boğuyor ki, yeryüzünü kesin olarak bunlardan kurtarmak için bir çare var mıdır diye araştırmaya kalkışıyorum. (Gog)
* Yeniden karşılaşmalara, utkulara, yükselişlere, unutmalara umut bağlayan yarın olmasaydı, insanlar yaşamaya razı olmazlardı. Yarının uzak kokusu olmasa, bugünün kara ekmeğini yemezlerdi. (Kaçan Ayna)
* Bütün ilimler fizikte birleşiyor ve artık bundan sonra fizik bir tek formüle indirilebilir. Bu formülü, basit bir dille, şöyle ifade edebiliriz: ” Bir şey kımıldanıyor..!” Bu üç kelime insan düşüncesinin en yüksek terkibidir…
* Nasıl oluyor da insan, vücudunun her tarafını, parmaklarının uçlarına kadar kapatıyor da en mühimi olan yüzünü açık bırakıyor? Azamızı hicabımızdan veya utancımızdan kapatıyorsak, çoğu zaman en az güzel ve en az muntazam olan suratımızı gizlemiyoruz. (Gog)
* Bilimin ilerlemekte olduğu na dair yapılan bütün gevezelikler küstah palavralardan başka bir şey değildir. Bilim ortadan ölümü kaldırmadıkça bir şey yapmış sayılmaz. Beni bir gün bir taşın altında çürümeye atacaklarına göre Londra?dan New York?a yarım saatte uçmu şum, bana ne…??
* İnsanlar; yaşamı ölüm için yitiriyoruz, gerçek olanı, imgelemsel olan için tüketiyoruz, günlere, salt bizi onlara benzer başka günlere taşımaktan başka bir değeri olmayan günlere götürdükleri için değer veriyoruz.. İnsanlar; yaşamınızın tümü, sizin kendi kendinizi lanetlemek için tasarladığınız korkunç bir oyundur; sizin bu kaçan aynaya doğru koşuşunuza yalnızca şeytanlar güler!”
* Asabî olanları, sefihleri, işsiz güçsüzleri, hasisleri hâkimlerin huzurlarına çıkartmalı, tekdir etmeli, icabında cezalandırmalı. Evlerinde zulüm edenlerden babalık haklarını almalı; şüpheci, çabuk sinirlenen kimselerin safralarını çıkartmalı; miraslarını har vurup harman savuranların ellerinden servetlerini almalı; muhterislerden kan almalı, böylece binlerce cinayetin de önü alınmış olur. Bu ihtiyat ve önleyici davalar, kanun koyucu için şeref ve hâkim için zafer olacaktır…
* Yalnızca yaşamın gizi ölümde değil, ışığın gizi de karanlıkta, iyinin gizi kötülükte,doğrunun gizi yanlışlıkta, evetin gizi hayırdadır! Bu yüzden yaşamak isteyen her Faust, yaşamı, tıpkı bir sevgiliyi kucaklar gibi, onun her şeyini duyumsamak, her yanını kucaklamak, her şeyin tadına varmak isteyen her tutkulu ölmeye hazırlanmalı, kendini ölümün içine koymalıdır. Bir an yoğun bir biçimde yaşamayı başarabilirsek, yaşam ağır bir ölümdür, her kösnü, bu uzun can çekişin onca sıçrayışından, ölüm hırıltısından biridir yalnızca.
* Yere inip kalmak benim için bir felaket. Artık çamurlar,taşlar arasında yaşayamam, hemcinslerimin yaşayışlarına, gürültülerine dayanamıyorum. Gezegenimize, dağlarının kamburlarına, göllerinin sularına, nehirlerinin gümüşi yılanlarına yukarıdan görmek şartıyla katlanabiliyorum. İnsanları, zavallı, çırpınan, uğraşıp didinen insanları ise yukarılardan göremiyorum, görsem bile bana kaynaşan karıncalar gibi geliyor. Ben, tek başıma sınırsız göklere atıldığım zamanlar mutluluk duyuyorum. Güneş sadık yoldaşım, bulutlar adalarım, sis sığınağım, rüzgâr musîkim oluyor. Üzerinde insanların yaşadığı bu sert kabuklu yuvarlağın birkaç bin metre yükseğine çıkınca kendimi dünyanın hâkimi ve ruhumun tam anlamıyla sahibi sayıyorum…
