Ernest Renan Sözleri

Ernest Renan, 28 Şubat 1823’te Fransa’nın Bretanya bölgesindeki Tréguier kasabasında doğmuş, 2 Ekim 1892’de Paris’te hayatını kaybetmiş olan önemli bir tarihçi, filolog, filozof ve din bilimcisidir. Özellikle Hristiyanlık tarihi ve dinler tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. Renan, 19. yüzyıl Fransız entelektüel hayatının en etkili figürlerinden biri olarak kabul edilir.
Renan, dindar bir Katolik ailesinde büyüdü. Babasının ölümünden sonra eğitimine dini bir çizgide devam etti ve küçük yaşta papaz olma arzusu ile Paris’teki Saint-Sulpice Ruhban Okulu’na gönderildi. Burada teoloji eğitimi alırken aynı zamanda tarih, felsefe, filoloji ve doğu dilleri üzerine de derinlemesine çalışmalar yaptı. Ancak zamanla, dogmatik inançlardan uzaklaşarak daha eleştirel ve bilimsel bir din anlayışı geliştirdi. İnancını sorgulaması, kiliseden ve ruhbanlık yolundan ayrılmasına sebep oldu.
Renan, 1840’lardan itibaren özellikle İbranice, Arapça, Süryanice ve Latince gibi diller üzerine uzmanlaştı. Edebî ve bilimsel kimliği, tarihsel yöntem ve eleştirel düşünceyi dinî metinlere uygulamasıyla şekillendi. 1856’da L’Avenir de la science (Bilimin Geleceği) adlı eserini yazdı, ancak eser ancak ölümünden sonra yayımlandı. 1860’ta Fransız hükümeti tarafından Ortadoğu’ya gönderilerek tarihî ve dilbilimsel araştırmalar yapması sağlandı. Bu seyahatten sonra, en çok ses getiren eseri olan Vie de Jésus (İsa’nın Hayatı) 1863 yılında yayımlandı.
Ernest Renan Sözleri Anlamlı
* Hiç kimse tarihi değiştirmeden yazamaz.
* İnsan kendi kendinin Prometheusudur. (Ulus Nedir?)
* Ahlak da sanatta olduğu gibi hiç konuşulmaz, yaşanır.
* Ulus, hatırladıklarımız kadar unuttuklarımızla oluşur.
* Hayattan yakınanlar ondan olmayacak şeyler isteyenlerdir.
* Tarihinin yanlış yazılması bir millet olmanın parçasıdır.
* Tanrım, eğer varsan ruhumu kurtar benim, tabii bir ruhum varsa.
* Yönetimlerin en büyük şanı kendi haline bırakmalarındadır. (Ulus Nedir?)
* ”Her dil, kendi gramerine baştan sona hapsolmuştur.” (Dilin Kökeni Üzerine)
* İnsanları inandıkları şeylerden vazgeçirmek bir şeye inandırmaktan daha zordur.
* Bilim dini tahtından indiremez, çünkü zaten kendisi din olmuştur. (Ulus Nedir?)
* Bir milyon yıl süren bir uyku bir saatlik uykudan uzun değildir. (İsa’nın Hayatı)
* İsa, yoksulları sevdi, kibar hayatı süren zenginlerden nefret etti. (İsa’nın Hayatı)
* Dönemimiz; İsa’yı inkar edenlerin İsa’nın gerçek halefleri olduğu bir dönemdir. (İsa’nın Hayatı)
* İnsan, katlandığı fedakarlıklar, çektiği ıstıraplar nispetinde sever. (Nutuklar ve Konferanslar)
* Sanatta olduğu gibi ahlakta da söylemek hiçbir şey değildir, bütün iş yapmaktır. (İsa’nın Hayatı)
* Bir millet; ancak geçmişi çarpıtılarak oluşturabilir. Geçmişini çarpıtmadan bir millet oluşturmak mümkün değildir.
* İsa’ya göre insanlar arasındaki kardeşlik duygusu inançla değil ancak merhametle oluşturulabilirdi. (İsa’nın Hayatı)
* Bir fikir rağbet görmek için kendinden fedakarlık yapmak zorundadır, zira hayat savaşından asla tertemiz çıkılamaz… (İsa’nın Hayatı)
* İnsan dili icat ettiyse neden artık icat etmiyor? Cevabı çok kolaydır. Çünkü dilde artık icat edilecek bir şey yoktur; yaratma çağı artık geçmişte kaldı. (Dilin Kökeni Üzerine)
* Bilgeler aristokrasisi yeni doğan insanların kanunu olmuş; uygarlığın mayası, önce tanrısal yazgı tarafından belirlenen az sayıda kişiyi mayalayabilmiştir. (Dilin Kökeni Üzerine)
* “Demek ki dil asla, insan zekâsının icat ettiği şeyler gibi tarihte belirli bir anda tezahür etmiş değildir; dil konuşulduğu anda doğar, özü, ebediyen doğup durmaktır.” (Dilin Kökeni Üzerine)
* Gerçekte, bir Müslümanı ayırdeden vasıf, bilim düşmanlığıdır, araştırmanın faydasız ve havai bir iş, hemen hemen dine aykırı bir meşgale olduğu yolundaki kanaatidir. (Nutuklar ve Konferanslar)
* Dil birleşmeye davet eder, fakat zorlamaz. Amerika Birleşik Devletleri ile İngiltere, İspanyol Amerika’sı ile İspanya, aynı dili konuşurlar, fakat tek bir eyguzelsozler.com millet teşkil etmezler. (Nutuklar ve Konferanslar)
* Diller ne kadar eskiyse dişi ve eril bükünler o kadar fazla belirgindir. Hiçbir şey bunu ilkel toplumların cansız olanlar da dâhil olmak üzere her varlığı dişi veya eril olarak kabul etme eğilimi kadar iyi kanıtlayamaz. (Dilin Kökeni Üzerine)
* “İhtiyaç her melekenin ilk egzersizlerin vesilesidir. İnsan ve doğa eşya/şeyler planında bir boşluk olduğunda yaratmaya geçer; ve içten gelen bir mecburiyet, insanı ve doğayı yaratmaya zorlanmadığı anda, yaratma kesintiye uğrar.” (Dilin Kökeni Üzerine)
* Düşünmek yerine karnından konuşmak. Kemik ise, “cevher” “bir şeyin içi” anlamına gelir. İbranice var olmak “soluk almak” Arapçada “ayağa kalkmak” Yunanca,Latince,Almancada fiziksel bir eyleme işaret eder. İkinci anlamda “soluğunu üflemek” demektir. (Dilin Kökeni Üzerine)
