Furuğ Ferruhzad Sözleri

Furuğ Ferruhzad, 1935 yılında Tahran’da doğmuş, İran edebiyatının en güçlü ve özgün kadın şairlerinden biridir. Kısa yaşamına rağmen, gerek şiirleriyle gerek duruşuyla derin izler bırakmıştır. Yaşadığı toplumun kadınlara dayattığı rollere karşı çıkmış, bireysel duyguları, aşkı, özgürlüğü ve başkaldırıyı cesurca dile getirmiştir.
Henüz genç yaşta evlenen ve bir süre sonra boşanan Ferruhzad, bu deneyimlerin etkisiyle şiire yönelmiştir. Kadının sesi olmaktan çekinmemiş, döneminin edebi ve toplumsal anlayışını sarsan dizeler kaleme almıştır. İlk kitabı “Tutsak”, İran toplumunda kadın olmanın zorluklarını ve içsel çelişkileri gözler önüne sererken, sonraki eserlerinde dili ve anlatımı daha da derinleşmiştir.
Aynı zamanda sinema ile de ilgilenmiş, “Ev Karadır” adlı kısa belgeseliyle farklı bir alanda da yaratıcı gücünü ortaya koymuştur. Bu film, yalnızca içerdiği sosyal mesajla değil, insana dair duyarlılığıyla da büyük takdir toplamıştır.
Furuğ Ferruhzad, 1967 yılında geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Henüz 32 yaşındaydı. Geride bıraktığı şiirleriyle, yalnızca İran’da değil, dünya edebiyatında da kadın sesinin öncülerinden biri olarak anılmaya devam etmektedir. Onun dizeleri, hâlâ özgürlüğü arayan, kendi sesini bulmaya çalışan pek çok insanın yoldaşıdır.
Furuğ Ferruhzad Sözleri Anlamlı
* Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.
* Eyvah! Yaralarım ruhumu hissizleştirdi.
* Eğer aşk varsa zaman ahmakça bir sözdür.
* Benim de ölümüm gelip çatacak bir gün.
* Ah bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı,
* Su gibi kendi çukurunda kuruyabilir insan.
* Kalbe dokunmasını biliyorlar, ama kırarak.
* Ben vicdanını yitirmiş zamandan korkuyorum.
* Sil aklımdan her inanmış aldanmıştır inancını.
* Ben, yüreğini yitirmiş bu zamandan korkuyorum.
* Nedir sessizlik, söylenmeyen sözlerden başka.?
* Dünya boşunalığa gebe kalmış ve zulmü doğurmuştur.
* Ben Kendimi yaşamdan pek bir şey ummamaya alıştırdım.
* Kendi varlığımın sesi olayım dedim yazık ki kadındım.
* Sanki gece, soğuk elleriyle takatsiz ruhumu alıp gitti.
* ocukluğum beni görse ne yaptılar sana böyle diye ağlardı.
* Kurumsallaşmış iktidarın olduğu her yerde sansür de vardır.
* İnsan ne kadar az umarsa yaşamında bir o kadar daha rahattır.
* Benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir.
* Hangi yaşta ölürsek ölelim, tamamlanmamış cümlelerimiz olacak.
* Çocukluğum beni görse ne yaptılar sana böyle diye ağlardı.
* Yaşam belki bir urgandır, bir adamın daldan dala kendini astığı.
* Bu dünyada yaşam iki olmalı biri deneyim kazanmak diğeri deneyimleri..
* Nasıl da büyüdü kalbimin yarımlığı ve hiçbir yarı, tamamlayamadı bu yarımı.
* Titreyen ağlayışım dans ediyor gözyaşlarımla” (Gitmekti Benim Payıma Düşen)
* Biz yitirmiş olmamız gereken ne varsa yitirmişiz, ışıksız yola düşmüşüz biz.
* Bir pencere yeter bana bir tek pencere, bilince ve bakışa ve suskunluğa.
* Kalbimi sevgine öyle bir bağladım ki bir daha Başka sevdalı bir yürek istemiyorum.
* Ey dost, ey kardeş, ey herkes! Yazın tarihini gül soykırımının Aya vardığınızda!
* İnsanı sessiz kalmaya zorlayan acı onu bağırmaya zorlayan acısından çok daha ağırdır.
* Bana gururlu şeyler söyle, mutlu hikayeler, huzurlu güzellikler, umudu anlat, inancı.
* Nedir sessizlik, nedir, nedir ey sevgilim? Nedir sessizlik söylenmeyen sözlerden başka?
* Şiddeti ve kavgaları gördüm bu dünyada çok acı çektim bu dünya gebe, ve haksızlık doğuruyor.
* Acımasız toplum tüm acımasızlığını kadına yöneltiyordu. Gelenekler her yönden onu bastırıyordu.
* Seni gördüm bir gece rüyamda, sarhoşum ah… yoksa rüyalarda mı göreceğim artık seni (Kederli İpek)
* Ah bir güvercin gibi kanatlarım olsaydı, Uçar ve huzurlu olurdum, Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm.
* Benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir, ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette..
* Ve bu dünya öyle insanların ayak sesleriyle doludur ki seni öpüyorken kafalarında seni asacakları urganı örüyorlar.
* Kimsenin işine karışmıyorum. Kimseyi incitmiyorum ve Her an kendimleyim, Böyle olunca herkes beni kurcalıyor.
* Uçar ve huzurlu olurdum, Çünkü şiddeti ve kavgaları gördüm. Bu dünyada çok acı çektim, Dünya gebe, ve haksızlık doğuruyor.
* Vardı gözlerinde günahların kahkahası yüzünde de törensel bir ışık ve eşliğinde masum dudakların gülümseyişi; gizemli ve asi…
* Hep, neyse yine de iyidir, diyorum. Böylece daha az düşünür, daha çok yaşarım. Bir çokları benim olduğum kadar bile mutlu değillerdir.
* Bütün o çılgınlıklardan sonra ah yazık inanasım gelmiyor, akıllanmışım. Sanki ‘o’ bende ölmüş ve ben bu yüzden yorgun, suskun ve bomboşum.
* Düşünüyorum ama biliyorum ki hiç gücüm yok bu kafesten eyguzelsozler.com kurtulmaya, gardiyan razı olsa da takatim yok kanatlanıp uçmaya. (Yeryüzü Ayetleri)
* Ben pişman değilim kalbim sanki zamana doğru akmakta hayat kalbimi tekrarlayacak rüzgar göletlerinin üzerinde hindiba sürüyor o beni tekrarlayacak. (Sonsuz Gün Batımında)
* Ses,ses, sadece ses, su akışının sesi ve dişi toprak kabuğu üzerine yıldız ışığının düşüş sesi ve aşkın yayılma sesi Ses, ses, sadece ses kalıcıdır. (Sadece Ses Kalıcıdır)
* Benim için mutluluk güzel elbiseler, iyi yaşam ya da güzel yemekler değil, ben ruhen huzurlu olduğumda mutlu oluyorum ve şiir ruhumu huzurlu kılıyor. (Sonsuz Gün Batımında)
* Bütün kavramların ve ölçütlerin anlamlarını yitirdikleri ve değersiz demek istemiyorum giderek sarsılmaya yüz tuttuğu bir çağda yaşıyoruz. Dış dünya öyle tepe taklaktır ki inanmak istemiyorum.
* Ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum okyanusta yaşayan ve yüreğini tahta bir kavalda usul usul çalan küçük hüzünlü bir peri geceleri bir öpücükle ölen ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan…
* Neden gölgemi uzaklaştırıyorsun benden? Soruyorum sana: Acı mıdır yoksa mutluluk mudur karanlık? Zindan mıdır yoksa özgürlük ovası mıdır beden? Nedir gecenin karanlığı? Gece, Kimin kara ruhunun gölgesidir? (Duvar)
* Gece kara bir toz gibi ağaçları üzerine çökmüştü. Sert bir rüzgar esiyor ve kuru sarı yaprakları caddede bir o yana, bir bu yana sürüklüyordu. O donmuş parmak uçlarıyla pencerenin buharla kaplı camını sildi. Şehrin ışıkları uzaktan göz kırpıyor ve her an daha da soluklaşıyordu. Uzun ağaçların dallarında sanki bir yalvarış vardı, gökyüzüne uzanmış ve yukarıda bir yerde, bulutların arasında bir şeyler arıyordu. (Son Gün)
* O günlerde çepeçevre dönen kuşlara benziyordum. Karanlık gökyüzü ile çevrilmiş boşlukta kanat açarak yükselmiş, aydınlığın ve ışığın kaynağına doğru uçmak istiyordum. Yolumda yağmurlu ipekler ayağıma dolanıyor, rüzgârların nefesi uçuş seyrimi kesiyor ve bulutların sisi gözlerimi kapatıyordu. Ben kanat çırpıyordum, sürekli kanat çırpıyordum. Yolum uzak bir yoldu. Kanatlarım yorulunca uykunun kucağına dalmak için aşağıya indim. Yorgunluktan uyanık kalma korkusunu unuttum ama uykumda uçuşları düşünüyordum ve şimdi o uykudan uyandım. Yolumda yağmurların, rüzgârların ve bulutların oturup beklemekte olduklarını biliyorum. Ve ben yorgunluktan, acıdan boşalmış kanatlarla ve ümit dolu bir kalple yine de ufkun uzaklarındaki o aydınlık, huzurlu, mutlu ve gerçek özgürlüğün olduğu caddelerde parlayan güneşin hayranı olacağım. (Dünya Sevmek İçin Çok Küçük)
