Alişan Kapaklıkaya Sözleri

Sayfa İçeriği: Alişan Kapaklıkaya Sözleri, Alişan Kapaklıkaya’nın Sözleri, Alişan Kapaklıkaya’nın En Güzel Sözleri, Alişan Kapaklıkaya’nın En Beğenilen Sözleri, Alişan Kapaklıkaya’nın En Çok Paylaşılan Sözleri, Alişan Kapaklıkaya’nın Sözleri Resimli

Reklamlar

Alişan Kapaklıkaya Sözleri

Açıklanmayan duygular hiçbir zaman kaybolmaz. Onlar diri diri gömülür ve sonra çok zararlı bir şekilde yeniden ortaya çıkar.

Yüreğimdeki morlukların izi ne zaman geçecekti ve ruhumdaki yaraların izi ne zaman silinecekti bilmiyorum.

Madem sevmeyi bilmiyor, peki dövmeyi ,kızmayı, cezalandırmayı nasıl biliyor ? Onları nereden öğrenmiş?

Geçmişin, geleceğini rehin almış olmasın. Şimdi burada olmazsan nerede olursun, şimdiki anı yaşamazsan hangi zamanı yaşarsın?

Okudukça bildiklerimin bilmediklerime oranı sürekli azalıyordu.

Ne kadar zeki, ne kadar güçlü, ne kadar bilgili olursa olsun bir insan olduğu yerde duruyorsa bir et yığınından başka bir şey değildir.

Dilimden dökülenler ,yüreklerin hasret kaldığı sevgi sözcükleri olsun. Dilimi yüreğimdeki sevgiliye tercüman eyle Ya Rabbim.

Reklamlar

Yürekten gülmeyi ne kadar çok özlediğimi farkettim.

Bugüne kadar bana atılan taşlardan kendime bir saray yapmaya karar verdim.

Denedin de olmadı mı? Hayatını istediğin yönde değiştirme de ne kadar ısrar ettin?

Hayat bir tiyatrodur. Bizler de bu tiyatrodaki rolümüzü ne kadar başarılı bir şekilde oynarsak o kadar mutlu olacak oyuncularız.

Allah’ım her zaman ve her yerde yüzümü ak eyle. Beni mahcup olacağım davranışlarda bulunmaktan alıkoy. Başımı öne eğdirme Ya Rabbim.

Öğrencilerini sev oğlum. Unutma, onların içinde yetimler öksüzler vardır. Kimseyi dövme, kimseye kötü söz söyleme.

Allah’a dua ettim. Allah’ım yüreğimdekileri anlatmak, anlattıklarımı yüreğimde yaşamak konusunda güç ver bana”

Daha güzel bir hayat için birbirimize ihtiyacımız var.

Neyi elde etmek istiyorsan, o zaten sende varmış gibi davran.

Belki de ruhu ölmüş bedenini ayakta gezdirerek günleri tüketmeyi yaşamak sanıyorsun.

Dışarıdan bakan insanlar sana hayran; sen kendi içinde kendine düşman.

Her insan aynı duruma bakıp farklı şeyler algılar. Farklı algılamada bir sorun yoktur. Asıl sorun insanın kendi algıladığı gerçeği karşıdakine tek gerçek oymuş gibi dayatmasıdır.

Reklamlar

Hiç kahveden çıkmayan, çocuğunun gelişimini fark etmeyen , veli toplantısına bir kez bile gitmeyen bir babanın çocuğu psikolojik yetim, bugün benim diye gezen, ya da o gün senin, televizyondaki dizileri takip ettiği kadar çocuğunun okulunu, eğitimini takip etmeyen bir annenin çocuğu da psikolojik öksüzdür.

Senin verdiğin benim beklediğim değil ki…

Seni, içinde bugüne kadar taşıyıp da bir türlü dışına çıkaramadığın ezilmişlikler, yaşanmamışlıklar, elde etmeyi isteyip de alamadıkların, negatif düşünceler, kin, öfke, nefret, intikam gibi olumsuz duygular yönetiyor.

Yaşamda en büyük mutluluk sevilmekten ve sevildiğini bilmekten gelir.

Kitap satırları arasında gezen gözlerin kötülük yapacağına inanmıyorum.

Olumsuz duygular ve karmaşık düşünceler içimi terk etmiyordu ki uyku gelip yorganımın altına girsin.

Gerçek bir tanedir. Doğru ise bizim ondan anladığımızdır.

Ben kocası tarafından terk edilen, çocuklarını okutmak için tarlaya pamuk toplamaya giden, evlerde temizlikçilik yapan aldığı parayla helalinden yaşamak için çırpınan “sahipsiz bir annenin kimsesiz çocuğuyum.

İnsanlar değişime karşı değildir; değiştirilmeye karşıdır.

Bazen evinde yaşayan “sen”le, işinde ve toplumda yaşattığın “sen” farklı olabiliyor.

Birçok insanı alkışladın bugüne kadar. Tuttuğun takımı, sevdiğin sanatçıları, şampiyonları, büyükleri alkışladın. Sahi, merak ettim, hiç kendini de alkışladın mı? Şimdi kalk aynaya bak ve kendini, o harika insanı alkışla. Ellerin çatlayıncaya, gözlerin parıldayıncaya kadar alkışla hem de.

Reklamlar

Dünkü güneşle bugünkü çamaşırlar kurutulmuyor.

Bir dostlukta önemli olan yılların sayısı değil, neyin ne kadar paylaşıldığıdır.

Yemek istediğinizde bunu annenize söylüyorsunuz, para istediğinizde bunu annenizden veya babanızdan istiyorsunuz, peki anlayış ve sevgi istediğinizde neden bunu onlara söylemiyorsunuz?

Güven, sözle yeminle yalvarmakla olmaz. O, kalpten kalbe gerçekleşen bir duygudur.

Kendi yolunu seçmeyenler, başkalarının yollarında kaybolurlar.

Kendine sorduğun sorulara verdiğin cevaplar henüz yüzleşemeyeceğin gerçekler olabilir, belki de kabullenemeyeceğin.

Beynimiz de böyle. Rencide edildikçe bir kaplumbağa gibi içine çekildi. O çocuksu merakımız, öğrenme heyecanımız kafatasımızın içinde ölüp gitti.

Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor.

Saçlarının ve gözlerinin rengi, boyları, yaşları, okulları ve mahalleleri bile birbirinden farklı olan bu güzel insanları aynı kalıba sokmak mümkün müydü?

Ezber beynin en büyük katilidir.

Sen sevgiye doymak istiyordun, annen karnını doyurmak için uğraşıyordu.

Sımsıcak yüreğini açıp üşüme pahasına üşüyenleri kucaklayan sevgili dostum.

Kim insan, kim odun karıştırıyorum bazen. Ve şunu da merak etmekten kendimi alamıyorum: Acaba ağaçlar da kurumuş arkadaşlarına bakıp bazen “İnsan kafalı, salak!” diyorlar mıdır?

Bir insana yapılacak en büyük kötülük ne biliyor musun? Ne? Önce çok güzel hayaller kurdurup sonra onu hayal kırıklığına uğratmak.

Sevgi sendikaları nedense hiç kurulmuyor.

Eğitim sistemimiz, genç yaşta yaşama sevincini yitirip kötü yollara düşürülen öğrencilerimizin faili meçhul katili olabilir mi sence?

Sana o kadar yakınım ki, ellerini uzatsan ellerimi tutabilirsin. Sesimi kulağında, sevgimi yüreğinde bulabilirsin.

Eğitim; etkileme değil etkileşimdir, iletim değil iletişimdir, elin tutma değil elele tutuşmaktır.

Olumsuzluklar olmadan olumlunun kıymetini bilemeyiz.

Geçmişin acılarını geleceğin gübresine çevirmeye ne dersin.

Davranışa dönüşmeyen bilginin insana hiçbir yararı yoktur.

Kaliteli bir tohumken kendi renginde açabileceği toprağı bulamayan çocukluğumu…

Eğer bakışın küçükse küçük şeyleri kocaman sanıyorsun, eğer bakışını genişletip ufkunu açabiliyorsan büyük sandıklarının da aslında ne kadar küçük olduğunu anlıyorsun.

Bugüne kadar bana atılan taşlardan kendime bir saray yapmaya karar verdim.

Peki, ya öğrencilerimi yetiştireyim derken, onların da yeteneklerini yok edip öldürürsem?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir