Adnan Yücel Sözleri

Bu yazımızda neler okuyacaksınız: Adnan Yücel Sözleri, Adnan Yücel En Güzel Sözleri, Adnan Yücel Sözleri Kısa, Adnan Yücel Sözleri Resimli, Adnan Yücel Sözleri Facebook, Adnan Yücel Sözleri Tumblr

Reklamlar

Adnan Yücel kimdir? Adnan Yücel nerelidir? Adnan Yücel ne zaman doğmuş ve ne zaman ölmüş? Adnan Yücel hangi okullarda okumuş bu gibi soruların cevabını yazımız içerisinde bulabilirsiniz.

Adanan Yücel Kimdir?

10.02.1955 Elazığ / Seli doğumlu Baba adı; Hasan Ana adı; Zeliha. Evli (17.19.1972) üç çocuk babası Öğretmen, Şair, Yayıncı, Araştırmacı, Yazar

Adnan YÜCEL ilk tahsilini Elazığ da ortaokulu Elazığ Lisesi Orta bölümünde Liseyi Elazığ Lisesinde başladı ( 1970 ) lise ikinci sınıfından sonra evlendiği için bir sene eğitim hakkı elinden alındı.1971—1972 dönemini okuyamadı Tunceli ye sürgüne gitti.1974 – 1975 döneminde Tunceli Lisesinden mezun oldu. Hukuk Fakültesini kazandığı halde devam etmedi Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nden 02.07.1976 Tarihinde diploma aldı. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Yüksek Lisansını bitirdi. 23.01.1980 Tarihinde diploma aldı.

Adnan Yücel Sözleri

Sil gözlerini ay tutulmasın.

Saraylar saltanatlar çöker kan susar bir gün. Zulüm biter, menekşeler de açılır üstümüzde, leylaklar da güler. Bugünlerden geriye bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar adına direnenler.

Reklamlar

Sevmenin de saati olmaz ki.

Keşke hiç keşke demesek, keşke çıkmasaydın karşıma, içimdeki sevinci vurmasaydın.

Gençtik-korkusuzduk; ama aşksız, ama şiirsiz, ama kitapsızdık.

Şimdi yağmur diye gözlerin yağar.

Şimdi nedir sanki yaşadığımız, hangi tutsaklığın gecesidir bu, hangi bağımsızlığın yarım sabahı.

Son ışıklar da söndü gecenizde artık çıkabilirsiniz.

O sevgi ki hiçbir şiire böyle sözcük sözcük konulmamıştı.

Olmayan bir ışığı yakmak gibidir oysa bizim gözlerimizle bakmak güneşe.

Saçların fırtınalaşıyor sen rüzgarken.

Oturup bir halkın yüreğine duvarları korkudan saraylar kurdular.

Ey suskunluğumun gürültülü depremi adın yarın olsun artık bugün çoktan bitti.

Bakma sessizce dalışlarıma, bir dilsiz kavaldır yüreğim.

Saltanatlar bir gün çöker dediler, yüksektekiler bir gün düşer dediler.

Hangi şiire başlasam suskunum sana.

Bulvarlar, sokaklar ve bütün caddeler, bir bir gelip onun yüreğinden geçerler.

Ah mümkün olsa; savaştan barış, barıştan insan yapardım. Kurşun yerine çocuklara her sabah şiir atardım.

Saatler yalnızlığı gösteriyor, yüreğim yine tetikte.

Reklamlar

Az sonra belki bir adam asılacak ve zaman gergin bir ipte durdu duracak.

Ağlayacaksa aşktan ağlasın yürek.

Bin tane yüreğim yok ki benim bunca acı içinde nereye koysam seni.

Kurtardık yakamızı yalanlardan ve daldık kendi çocuk saflığımıza. Koltuğa alınmış bir kelleydi yaşamak Gençtik, korkusuzduk ama aşksız, ama şiirsiz, ama kitapsızdık.

Bu yaralı öfke günlerinde selam olsun acılar içinde gülene. Kurda kuşça söyleyip ,çiçeğe kelebekçe konmayı bilene.

Neye baksam tuzaklarda sanki neye uzansam uzaklarda…

Hiç böyle gördünüz mü coşkuları böyle durgun, böyle içten içe fırtınalar kopartan. Hiç böyle duydunuz mu haykırmayı böyle suskun, böyle sessizlik içinde deprem yaratan.

Seninle yazılır en büyük destan, en güzel tarih seninle başlar.

Dikkat et kirpiklerindeki yorgunluğa, ağlamak üzere dolmuş bir zamandayız. Okunacaksa doğru dürüst okunsun kitaplar, hatalar dönüşmesin acılara.

Oysa yalnızdık dünyanın orta yerinde…

Bir inancın yüceliğinde buldum seni, bir kavganın güzelliğinde sevdim. Yürek yüreğe sevmelerin, göz göze gelmelerin yasaklığında.

Çile yorgunu sevdiğim benim senden ayrıldıktan sonra, gör ki neler değişti yaşamda, ben’i bizde, biz’i bende yaşıyoruz şimdi.

Reklamlar

Yolu yok başka yaşamanın her sabah geçmişin yüreğine, filizlenen bir gelecek çiziyoruz.

Ve bütün gecelere inat karanlığa dişleriyle saldırırken sabah, ey vah sana dünya ey vah.

Her şeyi eskiterek geçer zaman her şeyi değiştirerek.

Nice gurbetler yaşanıyor içimizde nice ayrılıklar, nice yarım yolculuklar.

Binlerce göz bakar da yüzüme gözlerim yine o gözleri arar.

Uykusuz kalır mısın kitaplarıma, dudaklarımda hüzün, avuçlarımda sevinç, kulak verir misin çığlıklarıma. Dağları aşarak gelmişim sana, demir kapıları kırarak, ışık olur musun karanlıklarıma.

Ey her şeye bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler, ne kırlarda direnen çiçekler, ne kentlerde devleşen öfkeler. Henüz elveda demediler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir