Hikmet Anıl Öztekin Sözleri

25.12.2020
Hikmet Anıl Öztekin Sözleri

Hikmet Anıl Öztekin Sözleri ,Hikmet Anıl Öztekin Elif Gibi Sevmek Sözleri, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Twitter, Hikmet Anıl Öztekin Eyvallah Sözleri, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Tumblr, Hikmet Anıl Öztekin Alıntıları, Hikmet Anıl Öztekin Sözleri Resimli

Hikmet Anıl Öztekin Sözleri

Kitaplardan başını kaldırma ufaklık, dünya kötü bir yer.

Fesleğen bile okşamadan kokusunu vermiyor arkadaşlar.

Biri de çıksın; “ – Ben bir ömür çayını demlerim, derdini dinlerim, dualarıma seni de eklerim.” desin.

Sanki sen dün gittin. Ben binlerce yıldır özlüyor gibiyim.

Hatıraların hepsi bana emanet. İyi bakıyorum onlara.

Ve bağırdı annem, tam kapıdan çıkarken; “Yüreğini ört.” – İnsanlar soğuk, üşürsün.

Bırak onların saçları şiirlere name olsun. Senin baş örtün peygamber efendimizin (s.a.v) kitabında ayet.

Reklamlar

Şiir okuyan kadın sevilmez mi hâfız. Hele bir de şiir yazıyorsa ruhunu eline teslim et gitsin.

Sevdiğim bu kadar güzelse, onu yaratan nasıl güzeldir.

Bırak giden gitsin. Sen yolun güzel tarafında kal.

Bir yerden sonra sanki yaşıyormuşsun gibi yapıyorsun.

Gel demem işe yaramıyor, biliyorum. En çok da “gel” denenler gelmez zaten.

Kendi halinde olmak “ne güzel şey”; Bu kadar hal bilmezin arasında.

Çok sevmek de, özlemek de hep olsun. Ama en çok sevmek Allah için olsun.

Abdal sevdiğini beğenir, aptal ise beğendiğini sever.

“Uzak” kelimesi, aklıyla sevenler içindir.

Kimseyi ölecek kadar sevme derttaş, Sevgilin kim değil Rabbin kim diye soracaklar.

Kelimeler bile yetmeyecek aklın düğümünü çözmeye.

Gittikten sonra anladım ki, ayrılıklar imtihanların en büyüklerindenmiş.

Reklamlar

İnce düşünen insanlar incinir hep.

Gitmeyecekmiş gibi neyi seversen, sevdiğin şeyin gidesi gelir hemen.

Gerçekten sevince insan, yanındayken de özlüyorsun zaten. Evet, sevdiğin insan yanındayken bile özlersin. Ama giderse, o özlemek değil, eksik kalmaktır. Bir gün sen gidersen, özlemem. Eksik kalırım.

Nefsin istediğinde değil, kalbin hissettiğinde sevmiş olursun.

Ey zaman, gün olur geçmezsin, gün olur yetmezsin.

Size iyi gelen insanlar uzakta olur hep.

Dünyada yaşayın ama dünyalı olmayın.

Süsle olmaz bu işler, alnında secde izi yoksa eğer, senin için her şeyi yaparım diyene, biz sade ezanı sorduk.

Tarlaya domates ekersek, domates yeriz. Çilek ekersek de çilek.

Adını söylerken bile titreyen bir dilim varken yokluğunda. Nasıl yaşarmasın bu gözler seni düşünürken?

Kırk yıl kalası olanı bile Allah’tan öne koyduğun an gidesi gelir.

Reklamlar

Sizi Allah’ın emaneti olarak gören adamlara güvenin.

Yakınken uzak olmak yoktur bizde. Yakından da yakın vardır. Bir Dua anı kadar . Bir Secde hali kadar. Ellerini kaldırırsın şehirler ötesinden eline değer. Hele ki Aşk “Sübhane Rabbiye’l -Ala” deyip alna Deyince kalır mı perde, kalır mı uzaklık?

Islanmamış eyguzelsozler.com adamlardan yağmuru dinlemeyi bırak.

Namaza benzeyecek biraz da sevgin, niyet ettikten sonra etrafa bakmayacaksın.

Bir garibin hayali bu kadar olur işte. Tereyağ ekmeğin üzerinde erir. Benim gönlüm yâre bakarken erir.

Gönüller secdede demini alınca çaya tat gelmez mi, kelam Allah’a varınca, sohbete şükür gelmez mi?

Herkesin hayatında güvendiği, sığındığı biri vardır. Güzel günlerini ilk paylaştığı, zor günlerinde de imdadına yetişen kişi. Bunu okurken aklına gelen ilk insan var ya, işte onun gibi biri.

Hüzünlü bir tebessümde tekrar güne Bismillah demek gerek.

Derdin derdimdir deyip sorandır sevgili, sadece iyi günde değil, kötü gününde de yârinim diyendir sevgili.

Sabreyle; nice kapılar açılır, hiç beklemediğinde.

Özlemekse sevmenin kendisidir. Seven özler, seven bekler.

Ben senin eksik hissettiğin yanınım, kimselere anlatamadıklarını gözlerinden döküp ıslattığın o yorganlarım.

Kıyamıyorum geçen zamana, uyuyamıyorum, daha çok seveyim diye seni.

Bir şarkımız yoktu hani, birlikte söylemediğimiz. İşte onu bile çok özledim. Yokluk özlenir mi, yapmadıklarımızı bile özledim.

Bazı erkekler vardır, 14 Şubat’ları unutmaz. İki dakika önce kırdıkları gönlünüzü türlü hediyelerle almayı akıl ederler. Sosyal medyadan buldukları belki de pek okumadıkları şiirleri size gönderirler. Ama siz bunlara değil size dokunmaktan bile sakınanlara güvenin. Kadının nefis değil, nefes olduğunu bilenlere güvenin.

İnsan tanıdıkça, uzaklaşıyor insanlardan.

Adının geçtiği cümlelere nokta koyamıyorum uzadıkça uzuyor.

İnsan içinde bekleyen boşlukların sahibini özler.

O zamanlar sevmelere sahip çıkılırmış. Görmeden, duymadan, haber bile almadan tutulurmuş verilen sözler. Şimdiki gibi kaç kişiyi idare edebiliyorsun muhabbetleri dönmezmiş gençler arasında. Sevmek demek, yan yana gömüleceğin kişiyi seçmek demekmiş.

Bize samimiyet lazım; samimi niyet; dili süslü yüreği paslı insanlar değil.

İnsanlar boş zamanlarında “ inanç var mıdır’ı tartışırken, ben sadece inanıyordum.

İnsanların bize tam olarak ne öğretmeye çalıştığını bilmiyorum. Ömrüm onların öğrettiklerini unutmaya çalışmakla geçiyor.

Sevince her şeyin rengi değişiyor.

Hala çayı sessizliğe demletenler var ya içimizde, hepsine Eyvallah.

Özlemek ölmeye eş değerdi ve belki de ötesinde.

Ne kadar yazsam da adının gerisinde kalıyorum. Sanki kelimeler adında düğümleniyor. Geceyi hep sende bitiriyor ve her sabah seninle başlıyorum.

Biliyorum, gidişin sondu. Gidişin sonumdu.

İnsan en çok da sevdiğinin hatırına alışırmış bir şeylere.

Babam iki tip hayal olduğunu anlatmıştı bana. Hayalken bile güzel olanlar ve ancak hayalken güzel olanlar.

Her sevginin merkezinde özlemek vardır, özlemediğini sevmez insan.

Allah korkusundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim.

Zaten aradığımız şey dertsizlik değil; derdimizi anlayabilecek bir yoldaş değil mi?

Zaman işte. Yar olunca yetmez, olmayınca da geçmez.

Yapabileceğin tek şey alışmaktır artık. Hüzne, özlemeye, onsuzluğa.

Abdal çaya karışıp erimek ister, aptal çay kaşığı gibi orada kalmak.

Abdal düşteyken uyarılınca uyanır ve utanır, aptal ise ne uyanır, ne utanır, sayıklamaya devam eder.

Güzel deyince aptalın aklına ‘kadın’ gelir, kadın deyince abdalın aklına ‘güzel’.

Allah korkusundan titrer yüreğim, gözlerine günahsız bakabilmekti tek isteğim.

Abdal aptalı bulunca susar, aptal bulsa da bulmasa da konuşmaya devam eder.

Abdal azı bulursa sevinir, aptal çoğu bulamazsa üzülür.

Bir tercih değil artık, uzaktan sevmek huy olmuş bizde.

Yarim, belki duayız birbirimize, yarıda bırakmayalım, haramdır.

İşte böyledir sevdalar, kimi çıkar sokaklarda satar, kimi çıkamaz sûkutunda saklar.

Abdal az kişiye çok, aptal çok kişiye az değer verir.

Cennete sen gitsen yeter, ben gözlerindeyim zaten.

Ne güzel bir dua, şimdi Allah’a emanet ol ötesinden kıskanırım seni.

Abdal anlamak, aptal ise anlaşılmak ister.

Zaten en acıtan şey de gitmeleri değil, sanki bir gün geri gelecekmiş gibi gitmeleri olur.

Kimse hayal ettiği hayatı yaşamıyor ama sebebini sorduğunda herkes haklı.

Bu gece hüzünden nasibimize düşenleri de yazma vakti.

Hiçbir şiir seni geri getirmeyecek, ama bütün şiirler sana gelecek her satır ve sayfada.

Yeniden doğmak için, daha güçlü olmak için bir sonbahar geçmeli herkesin hayatından.

İsmin geçse bir cümlede, yazarken yanmasam, okurken yanardım.

Herkesin ayrı bir derdi var işte.Adam derdidir derler. Neyi dert edindiyseniz kaderiniz de o şekilde yazılmıştır.

Bazen insanlardan uzaklaşmak lazım. Özellikle bizi lüzumsuz işlerle oyalayanlardan.

Kitap okumayan insanlar antreman yapmayan sporculara benzer.

Bütün sokaklar sana açıkken, herkes seni bir harama çağırırken henüz tanımadığın o helalini hatırına beklemektir sabretmek.

Bilmek, olmak içindir. Bilerek cehaletten kurtulunmaz, bildiğini yaparak cehaletten kurtulunur.

Abdal yapmadığı iyilikten, aptal yapmadığı kötülükten pişman olur.

Yazmak kesmez oldu artık, şiir yaşıyorum ben.

Siz hiç her şeyiniz olan birinin, hiçbir şeyi oldunuz mu?

Elif diye yazılır; cana nefes, kalbe şifa, Rabb’e yol diye okunur.

Adının geçtiği yerde takılıp kalıyorum.

Bazen, gölgen bile peşinden gelmese, yürümek lazım gelir.

İnsanlar yediklerinin kalorisi kadar haram helalini hesaplamıyor.

Kitaplar gerçek sevmelerin ispatıdır biraz da. Bir şair, bir kadını şiirlerinde yaşatıyorsa gerçekten sevmiştir.

Belki de sevmeyi bilmeyen insanlar bilenlerin imtihanı idi.

Ne sensiz bu dünya gözüme görünsün, ne de sensiz gözüme bir ömür bürünsün.

İnsanların her nefeste iki kere şükretmesi lazım; Biri nefes aldığı biri nefes verdiği zaman.

Sevgi bütündür. Sevmeyi vereni seviyorsan, verdiğini de seveceksin.

İçimdeki hüznü bilen Allah’ tır. Gecenin karanlığına sessizce eklediğim duaları duyan Rahman’dır.

Abdal dünyadan kurtulmaya, aptal dünyayı kurtarmaya çalışır.

Abdal düşünmekten uyuyamaz, aptal uyumaktan düşünemez.

Abdalın namazı kaçırma ihtimali yoktur, aptalın ise bahanesi çoktur.

Kalem yorgun, gece uzun.

Dışında ne kadar mutluysan, içinde gizleyemediğin bir hüzün vardır hep.

Ben şiir olsun diye değil, Allah dua sayar, murad eder belki diye yazdım seni.

Derdim mi? Beni biliyorsun, hep içime atarım.

Kimseyle konuşamadıklarını rüzgara fısıldıyor insan bazen.

Bir ömür boyu bizi anlamayan insanların arasında yaşamak için, ne suç işledik bilmiyorum.

Bir insanın kalbinin de tebessüm edebilmesi için masada en az iki çay bardağı olmalı.

Abdal tebessüm etmeyi, aptal sırıtmayı sever.

Bu gece öyle bir özledim ki seni, koca şehrin yerini değiştiresim geldi.

Abdal anlar ve susar, aptal anlamaz ama yine konuşur.

Gözlerin daha ömrümden kaç vakit götürür.

Abdal, hali değişen demektir, aptal ise değişmeyen.

Uzaktan sevmek daha zordur ama daha esastır. Buna inandık sevdiğim. Sokaklar,dokunmaların sayısını sayamazken gözlerini kapatıp sessizce sevmek,başka bir şeymiş.

Allah var diyoruz da, neden yokmuş gibi yaşıyoruz?

Bu dünya bizim için değil. Yüreğime her gün öğretiyorum.

Abdal soru sormayı, aptal cevaplamayı sever.

Sahip olmak istemekle başlıyor en büyük hatamız. Kim ne götürebilmiş ki öbür dünyaya.

Solun solumun hizasına yaklaşmayacaksa ne yapayım ben bu canı, lazım değil.

Seven sevdiğine, sevdiğini söylesin!

Bize samimiyet lazım, samimi niyet…Dili süslü yüreği paslı insanlar değil!

Seni seviyorum desem, basit kalmaz mı? Seni yaşıyorum demek daha mantıklı.

Sevdiğim yoksa yanımda, terk edilmiş bir şehirdim.

Sevda kağıda yazdığından öte, yüreğine yazdığındır.

Ve eğer gerçekten seveceksen bir gün sadece soyadını değil, bütün bir ömrünü vereceksin sevdiğin kadına.

Abdal yüreği sarsılınca kendine gelir, aptal yer sarsılsa da kendine gelmez.

Abdal sevdiğini beğenir, aptal ise beğendiğini sever.

Abdal iyiliğin peşinden koşar, aptal ise çıkarının.

Heyecandan birkaç gün yemek yiyemezsin, evin içinde döner durursun, böyle bir kıpır kıpırlık olur. Bütün güzelliğini, bütün emeğini ona feda edesin gelir ya, işte sevmekten bahsediyorum.

Bir ara gözlerin vardı şehrimde, sen gittin, yeşili ondan gitti İstanbul’un.

Şehirli bir çocuğun köy sofrasına özlemi gibi sevdim seni.

Bazen insanın anlatacak çok şeyi vardır içinde. Ama anlatacak kimsesi yoktur.

Gece uyumayanlar bilir, onlar bazen, en siyahından derin sızıları aydınlığa çıkarır. Çok lazımmış gibi.

Bir şey isteyince insandan isteme. Zira, verirse minnettir, vermezse zillettir. Allah’tan iste ki, verirse nimettir, vermezse hikmettir.

Abdal yaptığı kötülükten, aptalsa yaptığı iyilikten pişman olur.

Tasavvuf ; insana yokluğunu öğretme sanatıymış.

Gerçekten hakkıyla yaşayan bir insan zerre kadar korkmaz ölümden.

Sen sanki dün gittin, ben binlerce yıldır özlüyor gibiyim.

Ölçülü sev demişti Allah Resulü. Çok sevince gidiyordu çünkü.

Sevmek, cennetin kapısından girince ilk onu istemeye yemin etmektedir.

Sabret azizim, çay bile demini almadan içilmiyor.

Sevmek seni seviyorum demek değildi hissettirmekti.

Abdal kar tanesi kadar yumuşak konuşur, aptal dolu gibi sert.

Seviyorum diyorsun ama şartlara bağlı. Kaşı gözü daha güzeli gelinceye kadar.

Sevmek dilek tutmaya benzemez dua edeceksin.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.