Deprecated: Function create_function() is deprecated in /home/eyguzels/public_html/wp-content/plugins/wordpress-23-related-posts-plugin/init.php on line 440

Buket Uzuner Sözleri


Deprecated: Function create_function() is deprecated in /home/eyguzels/public_html/wp-content/plugins/wordpress-23-related-posts-plugin/init.php on line 215

Deprecated: Function create_function() is deprecated in /home/eyguzels/public_html/wp-content/plugins/wordpress-23-related-posts-plugin/recommendations.php on line 264

Bu yazımızda neler bulacaksınız: Buket Uzuner Sözleri, Buket Uzuner Kısa Sözleri, Buket Uzuner Kitap Alıntıları,  Buket Uzuner Sözleri Resimleri, Buket Uzuner En Güzel Sözleri, Buket Uzuner Paylaşılan Sözleri, Buket Uzuner Sözleri Facebook

Reklamlar

Buket Uzuner Sözleri

Gökler bütün insanların ülkesidir, yıldızlar hepimizin umudu.

İnsanın içi yalnızca üşüdüğü zaman titremez.

Canımız yana yana, içimiz dışımız kanaya kanaya özgürlüğü öğreneceğiz.

Ancak Türkiye’de kadın olmaktan daha zor bir şey daha vardır, o da genç ve yalnız bir kadın olmaktır.

Kadınlar ve erkekler günün birinde eşit haklara sahip olacaklardır, fakat birbirlerini anlamaları asla mümkün olmayacaktır.

İnsanlar özgür olarak doğar, ama her yerde zincire vurulmuş olarak yaşarlar.

Reklamlar

Kadınlar erkekler gibi standart tepkiler vermezler. Her birinin ayrı tepkisi vardır. Tek tip davranan biz erkekler, bununla başa çıkamayınca onları anlaşılmaz ve tahmin edilemez olmakla suçlarız hemen.

Belki özgürlük üzerine atasözümüz yok ama bu uğurda derisini yüzdüren Nesimi, sonra Dadaloğlu, Şeyh Bedrettin ve Nazım var.

Dil canlı bir organımız kadar yaşayan bir ortamdır ve biz uygarlaştıkça biz öğrendikçe dil de gelişir.

Kendine bir hoşça bak; âlemin özüsün sen; varlıkların gözbebeği olan insansın sen.

İnsanlar, tarih boyunca korku ve umut adlı iki duyguları sömürülerek yönetildiler.

Bizim de aydınlanma vaktimiz geldi. Doğma vakti gelen bir bebeği nasıl durduramazsanız, bu topraklarda yüzyıllardır ışığı bekleyerek yaşayan insanların da aydınlanmasını öyle önleyemeyeceksiniz.

Bu memlekete mühendis, doktor, iktisatçı, teknisyen kadar sanatçı, düşünür ve bilim adamı lazım geldiği ulusça anlaşıldığında zaten ikinci büyük adımı atmış olacağız.

Reklamlar

Değişiklikler dalgalar gibi dinamiktir. Dalgalar birbirine çarptıkça güçlü ters akıntılar oluşturur.

Demokrasinin de kuralları ve disiplini vardır. Demokrasi sonsuzluk ve sorumsuzluk değil, sorumluluk ve sağduyu rejimidir. Eşit uygulandığı ülkelerde iç savaş çıkmaz.

Özgürlük, her sabah uyandığında istediğin aynı şeyleri yapabilmektir!

En acıtıcı yara asıl yanılanın insanın kendisi olduğunu anlamasıdır. İzi hiç silinmeyen tek yara, kendine ihanet eden bilinç tarafından kanatılmıştır! En güç affedilen hata, insanın kendine ait olanlardır aslında.

Özgürlük, ekmekten daha zor kazanılır. Bedavadan özgürlük yok…

Bir erkeği babaya dönüştüren kız çocuklardır. Çünkü ancak bir kız çocuğu büyüten erkek kadınları anlamayı öğrenir. Aslında kadınları anlamak, dünyayı, doğayı ve hayatı anlamaktır.

Siz baskı ve korkunun olduğu hangi ülkede bilim ve teknolojide bir buluş, bir icat gördünüz?

Reklamlar

Ölüm raporuna ‘yetmiş dokuz yaşında. Beyin kanaması’ denildi. Bence ölüm nedeni yürek kanamasıydı. Çünkü insan mutsuzluktan ölebilir!

Belki de, dünyaya nasıl bakarsanız, öyle görürsünüz manzarayı.

Kitap ve hayvan sevmeyen insana güvenmem.

Bir kadının baba sevgisi açlığını hiçbir başka erkek veya vitamin hapı gideremez.

Yaşam güçtür, evet yaşam güçtür. Ama bir kez bu gerçeği içtenlikle anlar ve kabul edersek, yaşam artık güç gelmeyecektir bize, çünkü bir kez kabullenilen gerçek artık sorun olmaktan çıkar…

Dokunsalar binbir parçaya bölünüp, tuzla buz olacaktım.

Uyanınca kâbusun hâlâ bitmediğini görmek, en kötü kâbustur.

Yorgunum. Huzursuzum. Yüreğim taş parçası.

İnsan annesi için şiir yazmalı; hiç değilse hayatında bir kez!

Hayatta ne zaman mutlu olsam, bunun en iyi günlerim olduğunu hatırlatacak bir mutsuzluk habercisi daima karşıma çıkmıştır.

Söylediklerimiz, düşündüklerimizin zıttı olduğunda, konuşan yalnızca yüreğimiz değil midir?

Biz insanlar çelişki dolu tuhaf yaratıklarız. Baksana halimize, kendi inşa ettiğimiz hapishanelerde yaşıyoruz – adına ev, aile, akrabalar, töreler diyerek… Sonra bu duvarların arasında boğulup, çıldırıyor, ama yıkılmasın diye de uğruna hayatımızı siper ediyoruz.

İnsan çok sevdiğine dokunmak ister. Dokunmak, sevgiyle yapılınca çok güzeldir!

Geceleri uykusuzluk çekenlerin, geceyle aralarının bozuk olduğunu sananlar bu yüzden yanılırlar, onlar gündüzle sorunlarını çözememiş kişilerdir.

Bir insana asla ulaşılmayacak anlar vardır. Kim olduğu, neyiniz olduğu, nasıl biri olduğu hiç önemli değildir. Gidilen bütün yolları, girilen bütün kapıları, görünen bütün perdeleri kapalıdır, kimse açamaz.

Bazen bir kuş sesi bile hayatın yaşamaya değer, alınan her nefesin ümit dolu olduğunu hatırlatmaya yeter. Bazen hiç beklenmedik bir zamanda bir kuş sesi yeter.

İnsanların, çocukluk yıllarının geçtiği coğrafyaya duydukları duygusal bağ ve aidiyet hissi yerçekimi gibidir.

Başkasını mutlu ederek mutlu olabilen, egosu gelişmemiş ender salaklardanım ben!

Doğru zamanda, doğru insanlarla birlikte olmak, çok teşvik edicidir. Özendiricidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir