Ahmed Günbay Yıldız Sözleri

Bu yazımızda neler okuyacaksınız: Ahmed Günbay Yıldız Sözleri, Ahmed Günbay Yıldız’ın Sözleri, Ahmed Günbay’ın Sözleri, Ahmed Günbay Yıldız En Güzel Sözleri, Ahmed Günbay Yıldız Kısa Sözleri, Ahmed Günbay Yıldız Sözleri Resimli Facebook

Reklamlar

Ahmed Günbay Yıldız Sözleri

Ne diyor şair? “Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış, buymuş oyun, gerisi çelik çomakmış.

İçimde dolmayan bir boşluk var. Sizin de öyle mi?

Dünyada dertsiz insan yoktur. Şayet varsa, o da insan değildir.

İnsanlar büyür de içlerindeki çocuk hep aynı yaştadır. Ben çocukluğumu yaşamadım, çok görme bazı hallerimi.

Gecenin hasret dokuduğu anlarda, nakışlar hüzün renginde işlenir.

Babam, hayallerimi bile bana bırakmadığı için ben kayıp bir adamım.

Şunu çok iyi biliyorum ki; kalbe hiçbir zaman ve hiçbir durumda, şunu seveceksin ya da şunu sevmeyeceksin diye emir verilmez. Kalpler, kimi ne kadar seveceğine kendileri karar verir.

Huzurlu bir güne başlamak istiyorum, sargı tutmayan gönül yaralarımı dindirip.

Kalbimi açman mümkün olsa da görseydin neler çektiğimi.

Olmayacak işlerle hülyalarını süsleyenler, çoğunlukla sonuçların çilesini hüsranlarıyla öderler.

Gün gelir de, kader beni senden ayırırsa o zaman yaşamak bana işkence olur… Ölüm tek çarem olur.

Gururum kırık, kanatlarım yaralı. Sana gelemeyişimin sebebi sen değilsin, sana kıyamayışım.

İki yanlış, bir doğru etmemişti ömrünce. Masum saydığı bir yalanla başlamıştı her şey.

Şunu bil yeter; sevgi dilde değil, gönülde maya tutar.

Reklamlar

Taş kesilen yüreğimin duyarsızlığında işlediğim bütün günahlarımın sebebi sensin.

Kendisini milletine adayanlar ölmez ki.

Düşünebiliyor musun baba, her akşam yatmadan önce anneme yalvarırdım, “Anne başımı dizlerine koy ve içinde baba olan bir hikâye anlat bana” diye.

Bir babanın kendi elleriyle, öz oğlunun dünyasını başına yıkması mehel midir?

Kadınlar için konulmuş kurallar, erkekleri de bağlamaz mı sence de? Suçluluk, iffet gibi değerlerin karşılığı, erkeklerde yok mudur?

Yazmalar içinde oyalı yazma, ellerin içinde yaralı gezme. Sakın mektubunu firkatli yazma, okuyan olur da dert olur bana.

Hayat, bir doğru yanlış bulmacasıdır.

Esiri olmuştum baktıkça gülümseyen bakışlarının. Şimdi unuttum; sahi, gözlerin ne renkti?

Gün olur, zaman bütün engelleri aşar.

Vatanını koruyanlar, gelecek neslin namusunu kurtaranlardır.

Oysa Allah, sevgiyi de yaratmıştı, helâl zeminlerde çiçek açsın diye.

Duygusal bir kızdın sen, şiirlerin vardı hatırladığım kadarıyla, çiçeklere, yamaçlara, mevsimlere yazılmış.

Boşuna kaçma öyle… Ne kadar uzaklarda olursan ol, benden hiç gitmedin ki

Reklamlar

Şefkat dolu bir insanda kirli bir vicdan olamaz.

Benim de bir Şems’im olsa Mevlana gibi.

Hayallerimi bile elimden alan, düşlerimi bile kendisine bağlayan, beni kendim olmaktan çıkartan bir

Hayallerin sınırı olmaz oğlum.

Omuzlarımı çökerten, beni yalnızlığa sürükleyen hadiseler, şu an seni aynı azaba doğru çağırmaktalar.

Allah bir kapıyı kapayınca, bin kapı açarmış.

Vefa nasıl bir şeydi? Hala İstanbul’daki malum semtin adından başka hiçbir anlam taşımıyor mu duygularınızda? İnanmıyorum artık ne aşka ne de vefaya. Sebep ve sonuçlar yorumluyor yüreğimde, aşkı da vefayı da.

İnsanlar yalnız doğarlar ve yine yalnız ölürler.

Biz sevgiye şefkate ve muhabbete susamış insanlarız.

Ayrılsak da beraberiz diyemiyorsak, hiçbir umudumuz yoksa bunun için, nasıl paylaşılır ki sıkıntılar.

Ben insanları asaletinin parada değil iç güzelliklerinde gizli olduğu kanaatindeyim.

Çölde serap tanı, dağda hayal kur, şahin ol avına son pençeyi vur. Ne yorul, ne usan, ne bez, ne dur, çıktığın kaynaktan öte yol var.

Ne yazık ki bazı gençler inançsız oldukları için, memlekete hizmet yolunda, hainlerle aynı safta bulunduklarının farkında bile değillerdir.

Reklamlar

Kötüler de olmasa iyilerin kıymeti bilinmezdi.

Aşk kirlenmemiş, kirletilmemiş duyguların çağrısıyla başlar benim bildiğim.

Yitik, kaybedildiği uçlarda aranır.

Kimse kimsenin ne durumda olduğunu bilemez ya. Allah, iskeletin içinde kalbi sır olarak yaratmış.

Bazı anılar vardır ki onlar ateşi özlerler.

Ümitsizliğe düşen insanların kalpleri, taştan sert, kömürden de kara olur.

Nefret, cehaletin gözlere çektiği kapkara bir perdedir. Sevgi ise gönülden gönle yansıyan bir aynadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir