Edip Cansever Sözleri

14.10.2020
Edip Cansever Sözleri

Edip Cansever Sözleri, Edip Cansever Sözleri Kısa, Edip Cansever Sözleri Tumblr, Edip Cansever Sözleri Aşk, Edip Cansever Sözleri Instagram, Edip Cansever Sözleri Resimli

Edip Cansever Sözleri

Hiçbir dilde söylenmemiş, hiçbir dilde yazılmamış sözler ve şarkılar içindeyim.

Sınırsız bir uykusuzluktur böyle. Her yolculuğum benim. Koşuşan geyiklerle dopdolu ve uçan balıklarla…

Niye olmalı öyleyse. Aşk mutlu bir sürgünlükse…

Bir bakın uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim.

Yaşamım bir şarkıcının iç çekme anıdır beş mevsim yaşarım yılda.

Yalnızken ve senden bunca uzakta öyle soğuk, öyle anlamsız ki her şey…

Hava soğudu Kasım’ın son günleri. Kar yağacak bembeyaz olacak unutulmuşluğum.

Reklamlar

Biliyorsunuz bir ağrısı vardır gitmenin, nereye, ama nereye olursa gitmenin, hüzünle karışık bir ağrısı.

Her yalnızlık bir ihtilaldir.

Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiçbir yere gitmiyor.

Bir sokakta bir aşağı bir yukarı… Saatlerce dolaşanların hemen hemen bildiği… Amansız bir güceniğim.

Gökyüzü mavi ise, umutlar beyaz olsun.

Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki.

Sevmelerin ustasıyız güzel şaşkınlıkların. Önce yüreklerimizi alıştırmışız buna sonra kafalarımızı. Ki bu yüzden içimiz hiçbir zaman yoksul değil Yoksul olmadı.

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde. Oysaki seninle güzel olmak var.

Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim.

Kimse görmüyor bizi. Göremezler ki. Uçup uçup konuyoruz yerlerimize. Bir konfeti demetinden kopmuş gibi. Düşlerimizden saçılmış gibi.

Reklamlar

Çok karanlık bir cümlede durmuş gibiyim.

Doğasın sen doğasın yarat beni yeniden. Ey yalnızlığımı kuşatan yalnızlık…

Çıkmazlarda üst üste birikmiş ufuklar kadar derindim.

Kim ne derse desin ben bu günü yakıyorum Yeniden doğmak için çıkardığım yangından.

Başka değil yokluğu görmek için. Kirli ağustos! Göz kapaklarımı da yaktım sonunda.

Alıp başımı gitmek isterdim, isterdim ama kalırdım.

Susmanın su kenarındayız bugün. Ne kadar sevgiyle konuşsak… Korkuyoruz göz göze gelince.

Nedensiz bir çocuk ağlaması bile çok sonraki bir gülüşün başlangıcıdır.

Güneş mi batarmış bir özel ismi bitirir gibi yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan.

Belki yarın gidecek, bir anı gelecek bir başka anının yerine. İnsan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

Reklamlar

Dört tarafı yalanlarla çevrili, insan parçasıyım ben. Adım Yalnızlık.

İnsanın insana verebileceği en değerli şey yalnızlıktır.

Ben yorgunum anlamaktan bir duvar bir tebeşir gibi yazmaktan yazılmaktan.

Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi. Biz eskiden seninle İstasyonları dolaşırdık bir bir.

Yani yaşıyor olmak; yaşamakla bağdaşmaz bazen.

Uzanır kırlara doğru Yalnızlığı olan. Bu saatte sessizlik acıdır gelecektir parka yalnızlığı duyan.

İçime siner mahallenin kokusu. Gökyüzü karışıksa kuşların işi… Ya içim içime sığmıyorsa. Ne denir kötüdür insanların gidişi.

Oysa hep yanımdasın seninle her şey yanımda. Kırıp dökük de olsa yanımda. Mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda. O deniz ki aramızda hiç kımıldamadan. Erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun…

Bazen arkana bile bakmadan gitmek istersin. Öyle her şeyi bırakmana falan da gerek yok. Anıları bırakabilsen yeter.

Güç iştir çünkü bir tarihi insan gibi yaşamak. Bir hayatı insan gibi tamamlamak güç iştir.

Sanırım hiçbir şeyin öyle pek tamamlanmadığı. Bir çağda yaşıyordum. Ve bütün eksik kalmaların… Sessiz ve ünü olmayan bir tanığıydım ben.

Bir canavar gibi düşünün isterseniz herkes kendi düşündüğüyle kalacak.

Öyle bir çık ki karşıma her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni.

Bugün de başlamayı unutuyoruz. Herkes birbirine bakıyor. Bulan bulana kendini.

Sana her zaman söylüyorum senin yüzünde gülmek var. Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa. Bir çiçek geliyorsun yer altı çevresinden. Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla.

Ah şu yağmurlar durmasa ya ne güzel ıslanıyor ilkyaz ne güzel ne güzel ne güzel denize zorla sokulmuş ağlamaklı bir çocuk gibi.

Sedef kakmalı bir tramvay geçiyor yakınımızdan. İnce bir org sesini sürükleyerek… Benekli bir örtü çekiyor üstüne dünya. Hepimiz kayboluyoruz.

Uyurken uyandırılmış gibi Beni bir sardunya büyüttü belki.

Sanki hiç kimselerin kullanmadığı bir gün kalmış bana.

Bakmayın etrafımda çok insan dolandığına, sırılsıklam yalnızım aslında.

Ama biz dağınık kaldık. Sevgimizle sevgisizliğimizle. Mutluluğumuzla mutsuzluğumuzla. Özlemlerimizle yitikliğimizle. Her neyse her neyse…

Ve bazıları; yokken bile vardır, fazlasıyla.

Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa. Saatlendiriyoruz günü. Bölüyoruz dakikalara.

Ben sanki bir gazetenin hiç okunmayan yerlerindeyim.

Bırakmak bırakılmak demeyelim. Durmadan yer değiştiriyor anlamlar da. Ben ki bir boşluk kadar büyümüşüm bu yüzden. Sanki kış aylarında bir uçurumda…

Geçen gün gördüm acımayı unuttum sevinmeyi unuttum. Ama o geçerken ne yalan söyleyeyim şuramda bir ağrı duydum. Ağrı da değildi belki, hani, nasıl gövdemi yeniden buldum.

Gitsem de her yerde biraz vardır. Hatırda zamansız bir plak… Bir otel kapısı biraz istasyon… Vardır o seninle birlikte olmak. Buluşur çok uzaktan ellerimiz. Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.

Bir gökyüzü dinleniyor içimizde…Konuşuyoruz desem konuşmuyoruz da ayrı ayrı şeyler düşünüyoruz üstelik birbirimize bakarak. Ne seviyoruz ne de sevmiyoruz birbirimizi, ne varız ne de yokuz gerçekte. İki lamba gibiyiz, iki ayrı yerinden Aydınlatan odayı, değilsek de yakın birbirimize uzak da sayılmayız büsbütün, gökyüzünde iki uçurtma başıboş, yan yanayızdır sadece.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.